Vazife, isteyene değil, liyâkat kesbedene verilmelidir. Hatır için ya da başka mülahazalarla yapılan tayinler ve görevlendirmeler, kul hakkına giren meselelerdir.
Herkes belli ölçüde idarecilik sıfatına hâiz bulunur ve bu sıfattan doğan mes’ûliyetini tebârüz ettirmesi gerekir.
Hizmet insanı, engin görüşlü ve firâsetli olmalı, gönlü ve aklı basîret nûruyla aydınlanmalıdır. Muhabbetinde ve buğzunda, iltifatında ve tenkidinde, medhinde ve zemminde ölçüyü kaçırmamalı, orta bir yol üzere bulunmalıdır.
Fâtih Sultan Mehmed Han, mânevî terbiyesinde yetiştiği hocası Akşemseddîn Hazretleri’ni çok sever, ona pek fazla hürmet ederdi. Sık sık ziyâretine gider; yanından, gönlü huzur ve sükûn içinde dönerdi.
Murad Hüdavendigâr, büyük bir ahlâkî, irâdî ve idârî güce sahipti. Yaptıkları, dâhiyâne idi. Şer’î kânunları büyük bir titizlikle tatbik eder, geliştirip güçlendirirdi. Ânî karar vermedeki mâhirâne hasleti, kendisine çok zaferler kazandırmıştır.
Genç Dergi, Haziran sayısında “İDARE YAZILIR İRADE OKUNUR” mesajıyla hayatımızın her alanında iradenin ehemmiyetine vurgu yapıyor.