Peygamber ahlâkıyla yoğrulan Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri gibiler, kalb-i selîme ulaşmış yüce gönüller oldukları için her hâllerinde Hazret-i Peygamber’in izinde yürürler. Dolayısıyla onlar ve onların izinden gidenler de, her hâlleriyle örnek birer ehl-i îmândırlar.
Yakın zaman önce yaşanmış olan şu hâdise, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in “rahmet” vasfının her an cârî olduğuna ve O’na tevessül ile yapılan duânın Hak katındaki makbûliyetine dâir, ne kadar da ibretli bir misaldir:
Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu'nun Erkam Radyo'da yayınlanan ''Gariplerin Kitabı'' programında anlattığı bu ibretli hikâye de peygamber sevgisi ile çarpan küçücük bir yüreğin tarifsiz muhabbetine şahitlik edeceksiniz.
Garip bir fırıncının ölüm vakti geldiğinde ellerini yüce dergâha açarak yaptığı ibretlik duâ...
Öğrendiği âyetin dehşet ve heybetinden hasta olup ölüm döşeğine düşen ve çok geçmeden rûhunu teslîm eden çocuğun ibretlik hikâyesi...
Boş hülyâlar ve gelgeç sevdâlar uğruna nice insan, rahatından, malından, sağlığından, hattâ canından olmayı göze almakta iken; günümüzün Ebû Cehilleri bâtıl dâvâlarını sürdürmek için canhıraş bir gayret ve fedakârlık gösterirken; hak ve hakîkat bir dâvânın mensupları olan bizler, gayret-i dîniyyemizin seviyesini nasıl kâfî görebiliriz? Bu husustaki vicdan muhâsebesinden nasıl yüz aklığıyla çıkabiliriz?
Keşif ve kerâmet gibi müstesnâ hâller, bâzı kullara, kimi zaman ilâhî bir lûtuf, kimi zamansa ilâhî bir imtihan olarak verilen, fakat aşılması gereken merhalelerdir. Bu merhalelerde takılıp kalmak, Hak yolcusunu asıl maksadından uzak düşürür.
Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri, (ks) daha annesinin karnında iken kerâmetleri görülmeye başlamıştı.