Huşû ile ilgili hadisi şerifler...
Dr. Murat Kaya, yemekten sonra kılacağımız bir namazın daha huşulu olması için yapmamız gerekeni anlarıyor...
Namazın beden ve kalb âhengi içinde kılınması zarûrîdir. Ancak böyle bir namaz mü’mini fahşâ ve münkerden koruyabilir.
Huşû: Allah Teâlâ’ya karşı korku ve sevgi ile boyun eğme; bu duygu ile meydana gelen hâl. Alçak gönüllülük, aşağıdan alma, tevâzu anlamlarına gelmektedir.
Gece ve gündüz, bir an bile, Rabbinle başbaşa kalmak ve Ona yalvarışlarında duyacağın mânevî zevki almaktan geri kalmayasın.
Mûsâ Topbaş Efendi Hazretleri’nin hayatındaki anahtar kelimelerden biri de hiç şüphesiz ki “tâzim” idi. Ulaştığı mârifet-i ilâhiyyenin netîcesi olarak, Cenâb-ı Hakk’a karşı son derece tâzim ve huşû içinde idi. “İbadet, insanı cennete götürür; tâzimle yapılan ibadet ise insanı Allâh’a götürür.” buyurur, ibadetin feyz ve bereketini çoğu zaman tâzîme bağlardı.
Mânevi hastalıklara dûçâr olan kalbler, mutlaka tedâvîye muhtaçtır ve mânevî bir eğitime girmek mecbûriyetindedirler. Bunların tedâvîsi için bâzı hususlara dikkat etmek zarûrîdir. Bunların bir kısmı şöyledir:
Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Hazretleri, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı, hastalıkların ve musîbetlerin def’i için dâimâ kurban kesmeyi ve sadaka vermeyi tavsiye ederdi.
Ubeydullah Ahrar Hazretleri'nin hikmetli sözlerinden bazılarını derledik.
Oruç, nîmetlerin kadrini bildiren, şükrân hisleri uyandıran, yoksulların, çâresizlerin hâlinden anlama şuûru veren, nefsânî arzu ve temâyülleri bertaraf eden, maddenin esâretinden kurtarıp “sabır” denilen en yüksek ahlâkî bir meziyyete eriştiren bir ibâdettir.