Enes bin Malik radıyallahu anh bir hicret hediyesidir. Sevgili Peygamberimiz Medine'ye teşrif ettiklerinde, kendilerine hizmet etmesi için annesi tarafından getirilerek Efendimize hediye edilen bir genç... Henüz 9-10 yaşlarında iken Allah Rasûlü'nün terbiyesiyle yetişen, büyüyen bir bahtiyar...
Her işte olduğu gibi hizmette de itidale riâyet etmek, son derece mühimdir. Hizmet ehlinin, hizmet adına çoluk-çocuğunu, anne-babasını ve rızkını kazandığı işini bir kenara bırakıp ihmâl etmesi nasıl doğru değilse, bunları bahâne ederek hizmetten geri durması da aynı şekilde mahzurludur.
Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) "İnsanların Allah Teâlâ’ya en sevgili olanı, insanlara en faydalı olanıdır. Amellerin Allâh’a en sevgili olanı ise, bir müslümanın kalbine sürûr vermen, onu sevindirmen veya bir sıkıntısını defetmen veya borcunu ödeyivermen veya açlığını gidermendir." buyuruyor.
Hizmet insanı, karşılaştığı tehlike ve güçlükler karşısında yılmamalı, bilâkis çetin şartlar altında bulunmaktan dolayı mukāvemeti artmalı, daha da kuvvet bulmalıdır. Gönüllere ebedî saâdet iksiri olacak âb-ı hayâtın, ekseriyetle zor zamanlarda ve çile diyarlarında saklı olduğunu hatırından çıkarmamalıdır.
Bir vakıf medeniyeti olan Osmanlı Devletinde inşâ edilen mîmârî şaheserler içinde, vâlide sultanların ve saray eşrâfından hanımların da birçok vakfiyesi bulunuyor. İşte Osmanlı'daki valide sultanların açmış olduğu vakfiyeler ve topluma kazandırdıkları eserler, hizmetler...
İslâm’ın terbiye ettiği lider, “Hizmetkâr Lider”dir. Firavunlaşan ve ilahlaşan değil, kul olduğunun farkında olan ve ibâdullâhı hiçbir zaman istihkâr etmeyen ve kendini hizmetten âzâde saymayan bir liderdir. Hatta liderliğin, hizmetkârlıkta önde olmak, şeklinde anlaşılması tavsiye edilmiş ve öyle de gösterilmiştir.
Hazret-i Mevlana ve Şah-ı Nakşibendî gibi pîr-i tasavvuf zatlar, ehl-i hizmet olmanın sırlarını naklediyor.
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri varlıkta ve yoklukta mütevâzı ve müstağnî yaşamayı tercih etmiş, dünya nîmetlerinden el çekerek kendini bütünüyle mârifetullâh’a teksîf etmişti. O, insanlara her fırsatta hizmet eder, aralarında hiçbir ayrım yapmazdı. Hizmetine karşılık bir şey vermesinler diye de gizlice oradan ayrılırdı.
Büyükler, “hizmetin büyüğü küçüğü olmaz” diyerek, her hizmetin hakikatte büyük olduğuna işaret etmişlerdir. Zira Hakk’ın rızasının hangi amelde gerçekleşeceği bilinemez. Öyleyse her bir hizmete, rızâ-yı ilâhîye vesile olacak nazarıyla bakabilmelidir.
Hizmet eden kişi, hizmetine devam ettiği müddetçe mânen de terakkî etmelidir. Gönlünü Rabbine lâyık-ı vechile verip ihlâs, edep ve tevâzu üzere kulluk vazifelerini yapmaya gayret etmelidir.