Evine hırsız girince affedip âli cenap tavır takınarak insan kazanan Ahmed er-Rıfâi Hazretlerinin yaşadığı çarpıcı örnek hikâye...
Dünya, âhirete kıyasla “gündüzün bir saatten de az bir vaktinde bir ağaç gölgesinde gölgelenmek” kadar kısa… Lâkin bu kısa anlar topluluğu, ebedî hayatımızın nasıl olacağının belirleyicisi… Âhiret için azık elde etmeye geldiğimiz bu dünya, ne mal biriktirmek, ne varlıklarla öğünmek için bulunduğumuz bir yer…
Hırsızların, eskici dükkânlarını değil de ekseriyetle kuyumcu dükkânlarını soymak istemeleri gibi, şeytan ve avenesi de, Allah yolunda hizmet ve gayret edenlerle daha çok uğraşırlar. Bu sebeple hizmet ehli, ihlâs ve takvâ zırhını kuşanmayı hiçbir zaman ihmâl etmemelidir.
Kuran ve Sünnet ölçüsünde tutulmayan oruçlar eksik ve sakat olacağından ahirette bizlere yeterince faydalı olamaz. Bu yüzden ibadetlerimizi eksiksiz yapabilmek için ilmihal bilgilerimizi tazelemeli, Allah'ın ve Rasülü'nün bize aktardığı gibi oruç tutmalıyız.
Hazret-i Mevlânâ -kuddsise sirruh- buyurur: “Aklını başına al da namazdan yalnız zâhiren değil, mânen de istifadeye bak. Tane toplayan bir kuş gibi Allâhʼın yüceliğinden habersiz bir şekilde sadece başını yere koyup kaldırma! Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-ʼin; «İnsanların en fena hırsızı, namazından çalandır.» (Hâkim, Müstedrek, I, 353) beyânına kulak ver!..”