“Kendi dilinizi düzgün konuşmaya çalışın. Çünkü bu Müslüman olmanın belirtisidir. Arapçayı öğrenin, çünkü Kur’an en güzel şekilde Arapçayla anlaşılır.” Hasan el Benna (1906 – 1949)
Lider, küsen değil, küseni tekrar sürüye katmasını bilendir. Bu ise farklı bir gönül kıvamı ister. Bu gönül, affetmesini bilen bir gönüldür. Kahır çekecek bir genişliğe sahiptir. Şefkat ve merhameti engindir. Mütevazıdır. Özür dileyenin özrünü kabul edendir.
Mısırlı alim, dâvâ adamı Hasan el-Bennâ’yı yolundan döndürmek isteyenler ona çok tuzaklar kurdular, ağlar attılar. Ama o, bu oyunlara aldanmadı.
“Şüphe yok ki Allah, îman edenleri (düşmanlarına karşı) müdafaa eder. Allah, hâinlik eden her bir nankörü ise asla sevmez.” (Hacc 22/38)
Kitleleri peşinden sürükleyen liderler, bu ünvanlarını, oturdukları yerden emirler yağdırarak değil, samimiyet, fedakârlık ve gayretlerine, Yüce Rabbin lütfettiği rahmet sayesinde almışlardır.
Hasan el-Bennâ, Mısırlı alim Şeyh Muhammed Saîd el-Arafî’nin bir önder için hayati tavsiyelerini anlatıyor.
Yüzakı Dergisi bu ay "mü'minleri" konu ediniyor. Her zaman, mekân ve ahvâlde, mü’min kimselerin, hangi özellikleri taşımalarının gerektiği sıralanıyor.
Hasan el-Benna, Ömer Muhtar, Seyyid Kutub, Cevher Dudayev, Ahmed Yasin ve yakın tarihte idam edilen Abdülkadir Molla... ve niceleri. Onlar İslam davası uğruna çalışan, Müslüman liderler.