Sami Efendi Hazretleri, Resûlullah’ın (s.a.v.) yolundan adım adım gitme gayreti içerisinde olmuş en güzel şahsiyet önderlerinden biridir. Zor bir dönemde yaşamıştır. Ancak ilkelerinden şahsiyetinden İslami hassasiyetinden zerre kadar taviz vermemiştir.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sana kefil olmasını ister misin? “Bana şu altı şey hakkında söz verin, ben de sizin Cennet’e gireceğinize kefil olayım” buyuran Efendimiz'in bizden bekledikleri...
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri buyurur: “Size nasihatim, yediğiniz lokmaya dikkat etmenizdir. İnsanın, nereden gelirse gelsin, haram mı, helâl mi olduğunu düşünmeden her bulduğunu yemesi doğru değildir.
Hakîkî zenginliğin ölçüsü, mal çokluğu ve cüzdan kabarıklığı değil; kanaat ve gönülden infaktır. Paranın yeri gönül değil, cüzdandır!
Allah Teâlâ, kullarını kötülüklerden korumak için emir ve yasaklarını önceden bildirmiştir. O'nun haram kıldığı şeyi kulunun işlemesi Allah Teâlâ'yı kıskandırır.Bu sebeple de sınırların çiğnenmesine razı değildir.
Nasıl ki bir gram altını elde etmek için tonlarca toprağı büyük bir titizlikle elekten geçirmek îcâb ediyorsa, günümüzün iktisâdî şartlarında helâlden kazanmak da büyük bir gayret, dikkat ve hassâsiyet ister.
Ebû Muhammed Hasan İbni Ali İbni Ebû Tâlib radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den: “Şüpheliyi bırak, şüphe vermeyene bak. Zira gönül, (sözde ve işde) doğrudan huzur, yalandan kuşku duyar” buyurduğunu belledim. (Tirmizî, Kıyâmet 60)
Kâsım bin Muhammed'in (r.a.) hikmetli sözlerinden birkaçı ve bazı rivayetlerini sizler için derledik.
Tevhid anahtarının 4 dişlisi...
Helal-haram sınırlarının nerede ise tamamen ortadan kalktığı ya da ayrıştırılamayacak kadar karıştığı bir ortamı yaşıyor ve paylaşıyor olduğumuz ne yazık ki acı bir gerçektir. Kazanma hırsının ve sınırsız/ilkesiz yaşama çılgınlığının kamçıladığı helal-haram hassasiyeti eksikliği günümüzün yaygın, ciddi, sosyal ve ahlakî hastalıklarının ön sırasında yer almaktadır.