Hamd, iyiliğin kendisine yönelik olma şartı aranmadan bir kimsenin mutlak mânada lutufkârlığının ve iyilik severliğinin dile getirilmesidir. Peki Allah’a nasıl hamd edilir? Hamd neye edilir? Hamd ve şükür nerelerde ve ne zaman kullanılır? Hamd etmenin önemi ve fazileti...
Hayat, med ve cezirler içinde geçer. Zaman zaman kıtlık ve zorluklar; zaman zaman bolluk ve kolaylıklar; zaman zaman ıstırap ve hicranlar; zaman zaman da sürur ve huzur hayata hâkim olur.
Küfran-ı nimet, kısaca nankörlük anlamına gelir. Allah'ın verdiği nimete karşı nankörlük etmektir. Nimeti kullanırken, nimetin sâhibini unutmak ve Allahü teâlâya verdiği nimet ile asi olmak yani nimeti yerinde kullanmamaktır. Bu şükürsüzlük hâli, Rabbimizin hoşnud olmadığı bir durumdur. Rabbimizin ihsân ettiği nîmetlerin elden gitmesine sebep olur. Nitekim Cenâb-ı Hak, âyet-i kerimede “...Bana şükredin; sakın küfrân-ı nîmette bulunmayın!” (el-Bakara, 152) buyurarak bizi uyarır.
İlâhî imtihan için bulunduğumuz şu kısacık dünya hayatında, Rabbimizʼin bizler için takdir ettiği her hâli, hamd, şükür ve rızâ ile karşılamalıyız.
Şeyh Sâdî buyurur: “Ey Âdemoğlu! Bazen nîmet içinde mağrur ve gâfil; bazen yoksulluk içinde ümitsiz ve mahzunsun... İşte neşeli ve kederli zamanındaki hâlin budur. Bilmem ki Rabbine (hamd, şükür ve rızâ hâlinde) kulluğu ne zaman edeceksin?!..”
Îman, Kur’ân ve Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bizim en büyük mânevî servetimiz.
İnsanoğlu, îman anahtarı olan rûhânî tefekkürden uzaklaştıkça, kendisine bahşedilmiş olan nîmetleri, ilâhî bir lûtuf olarak değil de tabiî bir hakkı olarak görmeye başlar. Bu ise insanı, üzerindeki sayısız nîmetleri görebilme hususunda âdeta âmâ kılar.
Hoşlanılan veya hoşlanılmayan durumların zuhurunda okunacak duâları Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) "Dualar ve Zikirler" kitabında Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayetle şu şekilde açıklıyor.
Enes İbni Mâlik radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ, yemek yedikten veya bir şey içtikten sonra kendisine hamdeden kuldan hoşnut olur.” [1] Müslim, Zikir 89. Ayrıca bk, Tirmizî, Et’ime 18.
Bir mü’min, Allâh’ın herhangi bir mahlûkunu gördüğü zaman tefekkür hâlinde olmalı; “Ben onun, o da benim yerimde olabilirdi.” diyerek Cenâb-ı Hakk’ın bu muazzam lûtuf, ihsan ve ikramına karşı şükrünü artırmalıdır.