Her hususta olduğu gibi îsar bahsinde de en güzel örneğimiz, Peygamber Efendimiz ve O’nun nebevî terbiyesi altında yetişmiş olan güzîde sahâbîlerdir.
Îsar, sırf para veya mala has bir fedâkârlık değildir. Allah Teâlâ bize ne ihsân ettiyse, kendi rahat ve menfaatimizi geri plana atarak, nefsimizin cimriliğine gem vurarak, şart ve imkânlarımızı zorlayarak, onu Allah yolunda infâk edebilmektir.
Îsar, peygamberlere ve Hakk’ın velî kullarına mahsus, fedâkârlık ve cömertliğin zirvesi olan bir haslettir.