Dünyada Hakk’a kullukta en mühim sermâyemiz, muhabbettir. Muhabbeti ona lâyık olana yöneltebilmek, en büyük mânevî kazanç vesîlesidir. Bunun zıddına onu lâyık olmadığı yönde ziyan etmek de ebedî bir felâket sebebidir.
Beşeriyet âleminde güzel ahlâkın; nezâket, letâfet ve zarâfetin zirvesi, Hazret-i Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’dir. Bütün fazîletler ve güzellikler, O’nun emsalsiz örnek şahsiyetinde mevcut ve meknuzdur. O’nun gönül âlemi, nâdide, ince, zarif çiçeklerden, mis kokulu güllerden yapılmış bir cennet bahçesi gibidir.
İnsanların eziyetlerine katlanamamak ve tahammülsüzlük göstermek, hikmetten nasipsizliğin ve cehâletin bir neticesidir. İlim ve irfan sahibi insanlar nasıl zarif ve nâzik olurlarsa, hikmetten nasipsiz ve câhil kimseler de, kaba, hodgâm ve edep mahrumu olurlar.
Varlıkların en şereflisi insandır. İnsan neden eşref-i mahlukattır? İnsana eşref-i mahlukat denmesinin sebebi nedir?
Îsar, dînî gayretlerin şâheseridir. Allah ve Resûlü’nün sevgisini, bütün fânî sevdâların üstüne çıkarabilmektir.
Allâh’a dost olmak için, nefsin esâretinden kurtulmak gerekir. Diğer bir ifâdeyle, nefsin arzularına mağlup olmamalı ki, Hakk’ın dostluğuna erilebilsin.
Nefsin cimriliğinden ve şeytanın vesveselerinden kurtulabilenler, infâk ettiklerinin zâyî olmadığını, bilâkis onların âhirette kendilerini bekleyen saâdet sermâyeleri hâline geleceğini çok iyi idrâk ederler.
İbâdet ve muâmelâtın paha biçilmez sermayesi olan dünya hayâtının her ânı, ebediyet mücevherlerine dönüşecek âhiret tohumlarıdır.
Kâmil mü’minlerin din kardeşlerine duydukları muhabbetin temel gayesi, Allâh’ın rızâsına erebilmektir.
İman kardeşliği ve nesebi kardeşlik arasındaki fark nedir?