İçinde bulunduğumuz imtihan âleminde, nefs tezkiyesi ve kalp tasfiyesi neticesinde süfliyattan kurtulup kemâle ermek ve ulvî mertebelere ulaşmak için mânevî eğitime girmek şarttır. Sohbet eden kişi de, işte bu mânevî eğitimle meşgul olan bir gönül mütehassısı, ruhlara ebedî hayat aşısı yapan bir gönül doktorudur.
Allah'a hakiki kul olabilme derdiyle geçen 93 yıl var arkasında. 1925 yılında Trabzon'da doğan Kemalettin Altıntaş Amca emekli imam. Üsküdar'da mukim. Annesine hayatında iki kez yanlış yaptığını ve başına neler geldiğini anlatıyor.
Allah dostları rakik gönüllü, ince ruhlu, engin merhamet sahibi ufuk insanlardır. Hal ve hareketlerimizle hiçbir insanın kalbinin incinmesini istemezler. Hiçbir kardeşin karşısındaki şahsı töhmet altında bırakmasına gönülleri razı gelmez. Kötü zanda bulunulmasına sebeb teşkil edecek davranışlara asla müsâmaha etmezler. Karşımızdaki insanları günaha sokacak hareketlerde bulunmayı hiç arzu etmezler.
İslâm dîni, güzel ahlâktan ibarettir. Ahlâk, dînin temeli olduğu gibi müslümanın da nişanıdır. Sosyal hayatta kılık-kıyafetten davranışa, muâmelâttan ticarete, çekirdek âileden geniş topluma kadar bütün bir alanı kapsayan ahlâkı, İmam Gazâlî Hazretleri şöyle târif eder:
Kaliteli şahsiyetin iki özelliği sadâkat ve vefadır. Sadâkat ve vefâ şahsiyet kalitesine işaret eder.
1917-1999 yılları arasında yaşayan Musa Topbaş Hazretleri'nin hayatı Semerkand TV’de yayınlandı.
Müslümanlar arasında sufiler kalb kırmama hususundaki hassasiyetleri ile bilinirler. Zira kalb Allah’ın evi O’nun tecelli ettiği manevi saraydır. Bu sebeple kalp kırmak sufilere göre şirkten sonra en büyük günahtır.
Yûsuf Hemedânî Hazretleri, mütebessim çehreli, yumuşak huylu, merhametli idi. Fukarâya, gariplere, yalnızlara karşı dâimâ mütevâzı ve cömert davranırdı. Herkese karşı son derece iltifatkâr olmasına rağmen, dünyacı ve kibirli kimselere karşı gâyet vakarlı idi.[1] Müslümanlarla tartışmazdı. Herkese hüsn-i zan besleyerek arkalarında namaz kılardı. Ehl-i kıbleyi tekfîr etmezdi. Düşmanlarına bile iyi davranırdı.
Zâhirî ilimlerde rehberlik eden sâlih âlimler, fakihler, müfessirler ve muhaddisler gibi, bâtınî meselelerde yol gösteren Hak dostu mürşid-i kâmiller vardır. Onlar, Allâh’ın dînini önce kendi hayatlarında yaşar, sonra da hâl, söz ve fiilleriyle insanları irşâd ederler.
Güzel ahlâk; pek çok yansıması bulunan bir şahsiyet bütünlüğüdür. Bazı insanlarda güzel ahlâkın bazı şubeleri daha fazla öne çıkar. Ancak ahlâk, bir bütünlük arz ettiği için, genel mânâsıyla faziletlerin çokluğu insanî zaaf ve hataların azalmasına sebep olur.