güzel ahlak

Kavga Edenlere Nebevî Talim

Cenâb-ı Hak, Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e ve onun şahsında bütün ümmete şöyle buyurur: “Sen (dâimâ) af yolunu tut ve iyiliği emret...” (el-A’raf, 199)

Îmanla Yaşayan Mü'minlere Ne Mutlu!

Peygamber Efendimiz’in muhabbetinden lâyıkıyla hisse alarak kalplerini îman vecdiyle, gönüllerini Kur’ân rûhâniyetiyle, ruhlarını hizmet aşkıyla, vicdanlarını güzel ahlâkın berraklığıyla süsleyip ebedî saâdetin mânevî hazzı içinde yaşayan mü’minlere ne mutlu!..

Allah Dostlarının Dört Özelliği

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve ashâbından sonra örnek alınacak zirve şahsiyetler, Hak dostu âlim ve ârif zâtlardır. Zira onlar ilim, irfan ve örnek ahlâklarıyla birer “Peygamber vârisi” mevkiindedirler.

Ahir Zamanda Yaşanan En Büyük Eksiklik

Hikmet penceresinden bakanlar için kaderdeki gizlilik ve kulun onu lâyıkıyla idrâk edememesi keyfiyeti, bir kahır sebebi değil, bilakis son derece büyük bir lutuf vesîlesidir. Çünkü beşerin kaderi bilmesi hâlinde, içinden çıkılmaz birçok tehlike ve felâketlere düşeceği, inkâr edilemeyecek bir hakîkattir.

Her İnsan Müslüman mı Doğar?

Her insan İslâm fıtratı üzere dünyaya gelir. Daha sonra nefis ve şeytan insanın fıtratında kaymalara sebep olur.

Yumuşak Üslup Dinletir

Gü­zel ah­lâk ile aslâ bağdaşma­yan, ka­ba, kı­rı­cı ve sert bir üs­lûb ile ya­pı­lan hiz­met­ler­den bir ha­yır umu­la­maz. Özel­lik­le in­sa­na hi­tâb eden eği­tim, ir­şad ve teb­liğ gi­bi hiz­met­ler­de bu hu­sus çok da­ha ehem­mi­yet arz et­mek­te­dir.

Sâlih Zatlar İnsandan Ümit Kesmez

Güzel ahlâkın hizmette ne büyük bir tesir husûle getirdiğini gösteren şu misâl, ne kadar da ib­ret­li­ktir.

Ahlâklı ve Güzel Huylu Olmak

Peygamber ahlâkıyla yoğrulan sâlih mü’minler de, kalb-i selîme ulaşmış yüksek şahsiyetler oldukları için her hâllerinde Hazret-i Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in izini tâkip ederler.

Şüphesiz ki Sen, Yüce Bir Ahlâk Üzeresin

Güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildiğini beyân eden Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ne intikam almaya, ne can almaya, ne de mal almaya tâlipti. O yalnızca gönüllere tâlipti… O; gönüller almaya, gönüller fethetmeye, bir rahmet dergâhı olan gönlünde, ümmetinden her ferde çare ve şifâ olmaya tâlipti. Bu istikâmette; çile çekmeye, taşlanmaya, hakaretlere uğramaya, gözyaşı ve alın teri dökmeye, geceler boyu uykusuz kalmaya tâlipti. Zira O’nun gönlünde merhamet ve şefkatle dolu bir mahşer kaynıyordu…

Mü’minin Meyli Nereye Olmalıdır?

İnsan hangi tarafa meyilli ise âkıbeti de o yönde olur.