Ahmet Taşgetiren bu ay [Mayıs 2015] Altınoluk Dergisi'nde çıkan "Kirlenmeme Hassasiyeti" başlıklı yazısında, Müslümanların günahlara karşı tetikte durup, teyakkuz halinde yaşaması gerektiğinin altını çiziyor.
Dr. Murat Kaya ile "Efendimizden Hayat Ölçüleri" dersinde günah işlemeye ısrar edenlerin durumu anlatılıyor.
Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım Hoca, “Günahkâr akrabalarımız ile ilişkimizi kesmeli miyiz?” sorusunu cevaplandırıyor.
Günümüzde insanlar, ekseriyet itibârıyla selde sürüklenen âvâre kütükler misâli dehşetli bir gaflet ve şuursuzluk içinde, karanlık meçhullere doğru akıp gitmektedirler. Şâyet biz kendi insanımızı bu akıntılardan kurtaramazsak, onlara başkaları istedikleri şekli ve hâli verirler. Zira gönüller boşluk kabul etmez ve günahlar da ancak Allahʼtan gâfil kalındığı zaman işlenir.
Bu cihanda takvâ ile Hakkʼa dost olmak gibi muhteşem bir saâdet hazinesi varken, nefsin süflî arzuları peşinde sürünmek ne kadar hazindir!..
Mahlûkâta Hâlık’ın merhamet nazarıyla bakabilen kâmil mü’minler, günahkâr bir insana bile -ne kadar günaha batmış olursa olsun- özündeki mükemmelliğe îtibâr ederek, sırt çevirmezler. Onun hidâyetini ve tevbeye yönelmesini diler, ebedî hayâtını kurtaracak bir can simidi olmaya gayret ederler.
Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm’de zamana yemin ediyor. Hayat ırmağımızın hızla akmakta olduğunu, fânî ömürlerimizin büyük bir hızla tükeniş hâlinde bulunduğunu hatırlatıyor. Dünyâ hayâtının kısa bir zaman dilimi olduğunu, asıl hayâtın âhiret hayyâtı olduğunu açıkça beyan buyuruyor. Bizleri gaflete karşı îkaz ediyor.
Câfer-i Sâdık Hazretleri buyurur: “Bir mü’min kardeşine âit, hoş olmayan bir şey duyarsan, onun için birden yetmişe kadar mâzeret kapısı araştır. Bulamazsan; «Belki benim bilmediğim veya anlayamadığım bir mâzereti vardır.» de, sonra da meseleyi kapat!”[1]