Teknolojinin insanı hayrete düşüren ilerlemeleri karşısında, gündemimize “teknoloji ahlâkı” diyebileceğimiz zaruri bir alan girmiş bulunmaktadır. Esasen ahlâk, teknolojiye değil, onu kullanan insana ait bir keyfiyettir. İnsan bozulunca, en masum nimetler bile şer âletine dönüşüverirler.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan Cuma Hutbesi'nde “Edep ve Hayâ” konusu işlenerek insana nasıl bir değer kattığı anlatıldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Tüksek Kurulu "Hac yapan kimsenin bütün günahlarının af edileceğine dair rivayetler sahih midir?" sorusunu cevaplandırdı.
Belâdan, tuzaktan ve İlâhî gazabdan korunmak için okunacak dua...
Bazı sufiler tarafından dile getirilen "Şeyh her şeyi bilir" ifadesi doğru mu?
"Cemaat ayrı, tarikat ayrıdır" denir. Peki cemaat ve tarikat arasındaki farklar nelerdir?
Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleriʼnin buyurduğu üzere ahmaklığa dûçâr olanların en bâriz vasıflarından biri “cehâlet”tir.
İnsan nefis taşıyan, nefsinin isteklerine muhatap olan ve o isteklere karşı zafiyet içinde olan bir varlıktır. Tûl-i emel dediğimiz şey insanın bitmek tükenmek bilmeyen hevesleri ve arzularıdır. Bir başka ifade ile insanın hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlanmasıdır.
İnsanlar İslâmî terbiyeden geçtiğinde, hareket etmeyen, câmid varlıklara bile güzel davranmayı öğrenirler. Zira onlar da Allah Teâlâ’yı -bizim idrâkimizin dışında- zikretmekte ve binbir hikmet taşımaktadırlar.
Gözümüzü haramlardan nasıl koruyabiliriz, bakılması haram bir şeye gayr-i irâdî gözümüz ilişirse ne yapmalıyız. İşte bu soruların cevabı...