Hz. Muhammed (s.a.v.), bir konu anlatırken gülümserdi. Bir hadis-i şerifinde de “Gülümsemek, sadakadır” diye buyurarak gülümsemenin önemini ifade eder ve tebessümü teşvik ederdi. Gülümsemenin inceliği: Tebessüm...
Bugünün Müslümanının sahabe neslinden alması gereken iki haslet bulunmaktadır. Bunlardan birincisi mîzâcı ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanları sevmek ve onlara karşı samimi olmaktır. İkincisi de Müslümanlar arasındaki siyasi ihtilaflardan uzak durup, Müslümanlarla uğraşmayı terk etmektir.
Allahüteala her bir Müslümanı yaratılan her şeye şefkat, merhamet ve tebessümle yaklaşabilen, ince ruhlu, kâmil mü’minlerden olması gerektiğini, İslâm’ın güler yüzünü eksik etmeden her gün yerine getiren Peygamber Efendimiz'in (sellallahü aleyhi ve sellem) hayatı ile bize gösteriyor.
Dînin gâyesi; zarif, güzel ve hassas insanlar yetiştirmektir. Kâmil mü’minler, güler yüzleriyle bütün varlıklara tebessüm hâlindedirler. Onların gönül âlemleri, bütün mahlûkâta bir rahmet dergâhı hâlinde açılmıştır. Zira Hâlıkʼın şefkat nazarıyla mahlûkâta bakış tarzı kazanan kâmil mü’minler; açan çiçeklerin, öten kuşların, meyveli ağaçların hikmetinde derinleşerek çiçekler gibi ince ruhlu ve nâzik; meyveli ağaçlar gibi cömert ve ikram sahibi olurlar.
Hz. Peygamber son derece vakarlı ve ağırbaşlı olduğu için kahkahayla gülmezdi. Kahkahayla gülmek insanın vakarını yitirmesine yol açacağı için müslüman tebessüm etmekle yetinmelidir.
Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bana (hitaben) buyurdu ki: “Din kardeşini güler yüzle karşılamak gibi (tabiî) bir iyiliği bile sakın küçük görme!” [1]
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini Hüdayi sofrasına buyur ediyor. Evliya Çelebi'nin anlatımıyla padişahların ardınca yürüdüğü Aziz Mahmud Hüdayi'nin 400 yıllık geleneği, 30 yıl önce kurulan Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı çatısı altında bugün Üsküdar'dan 40 ülkeye yayılıyor.