Dostluğun, Allahʼtaki kaynağına ulaşan Şâh-ı Nakşibend, Geylânî, Mevlânâ, Yûnus ve Hüdâyî misâli Hak dostları, ebediyyen bütün insanlığın dostu oldular. Sevdiler, sevildiler. Dünya hayatlarından sonra da dostluk ve muhabbette ebedîleştiler, fânî gök kubbede hoş bir sadâ bıraktılar. Tarihteki büyük zâlimlerden Firavun, Nemrut, Ebrehe, Hülâgu ve günümüze kadar gelen bütün benzerleri ise, insanlığın düşmanı ve yüz karası oldular. Hiç sevilmedikleri gibi, hatırlarda zulüm sembolü olarak kaldılar. Saltanatları da hüsranla son buldu.
Hak dostlarının gönül dergâhı bir şifâhânedir. Mânen yaralanan, bir felâkete sürüklenen nice kimseler, onların şefkat ellerinde yeniden hayat bulurlar.
Bugün açlık ve sefâletin kol gezdiği pek çok beldedeki nice mazlum ve mağdur müslüman kardeşimiz, kurban ikramlarımızla yaşanacak olan İslâm kardeşliği tezâhürünü hasretle beklemektedir.
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'den bir sayfası Osmanlıca diğer sayfası Türkçe olarak hazırlanan ve bizlere tarih şuuru kazandırmak amacıyla yayınlanan yeni kitabı "Muhteşem Bir Mâzîden İhtişamlı İstikbâle" çıktı.