Bir kimsenin arkasından aleyhinde bulunma, duyacağı zaman üzüleceği bir sözü arkasından söyleme, çekiştirme, koğuculuk anlamlarına gelen gıybet İslam dininde yasaklanmıştır. Haberimizde gıybet hakkındaki ayet ve gıybetin başlıca sebepleri şöyle açıklanıyor.
Abdullah Dehlevî Hazretleri’nin, gönülleri irşâd eden güzel tavsiyelerinden bir kısmı...
Bir kimsenin arkasından aleyhinde bulunma, duyacağı zaman üzüleceği bir sözü arkasından söyleme, çekiştirme, koğuculuk anlamlarına gelen gıybet; İslam'da belli durumlarda mübahtır. Gıybet etmenin mübah olduğu 6 durumu sizler için derledik.
Mahşer günü Rabb'imizʼin ayıplarımızı örtmesini istiyorsak bugün biz de O’nun kullarının şahsî ve husûsî ayıplarını örtmeye çalışmalıyız.
Gâfil insanlara tatlı bir mûsikî gibi gelen gıybet, hakîkatte hem dünya hem de Âhiret hayâtını berbâd eden mânevî bir hastalıktır.
Allah dostlarından Fudayl bin Iyâz Hazretleri’nin şu hâli, kâmil mü’minlerin gönül kıvâmına güzel bir örnektir:
Oruçluyken yanlış hâl ve tavırlar içinde olanlara Rasûlullah (s.a.) Efendimiz’in pek çok îkazları bulunmaktadır. Bunlardan birinde şöyle buyrulur: “Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terk etmezse, Allah o kimsenin yemesini-içmesini bırakmasına kıymet vermez.” (Buhârî, Savm 8, Edeb 51)
Şeyh Sâdî, 13. asırda yaşamış bir gönül insanıdır. Yirminin üzerinde eser kaleme almış olmakla birlikte, bilhassa Mevlânâ Hazretleriʼnin üslûbunu hatırlatan Bostan ve Gülistan adlı hikemî eserleriyle tanınmıştır. Âlim ve edib bir mutasavvıf olan Şeyh Sâdî; ilim, irfan, ibadet ve cihadla dolu, bir asırlık ömrün ardından, doğduğu yer olan Şîrazʼda vefât etmiştir.
Dil ya hayır söylemeli, ya da sükût etmelidir.
Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri buyurur: “Senin gıybetini yapsalar bile, sen kimsenin gıybetini yapma!”[1]