Hendek'te açlık, Mekke'de zafer... Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her durumda 'Gerçek hayat, ahiret hayatıdır' diyerek, hem çilede hem nimette dengede kalmanın yolunu gösterdi
Bugünkü insanlığın dünyada biraz daha rahat ve uzun yaşayabilme arzu ve endişesine mukâbil, sahâbe neslinin en büyük arzusu; yüz akıyla, vicdan huzûruyla ve selîm bir kalp ile âhirete intikâl edebilmekti.
Bütün güzel hâller, bir ömür Allâh ile beraber olma şuurunda yaşayabilmenin lutufkâr neticeleridir. Bu bakımdan Allâh ile beraber olabilmek, kulluğun en yüce bir zirvesi ve zarûretidir.
Maddi ve manevi hayatımızı güzelleştirecek sır nedir? İnsan hem dünya hem ahirette kalbi huzuru nasıl bulur? İşte bambaşka huzur dolu bir hayat için ipucu...
Bu yolda huzura kavuşmak, ancak teslîmiyetle elde edilir. Kimi evlâdından, kimi malından, kimi de daha farklı hususlardan iptilâlara düşer. Mü’minin (imtihan îcâbı) dünyada tam rahatlığı olmaz.
Her geçen gün biraz daha yaşlanıyor ve farkında olmadan kesintisiz bir şekilde ölüme doğru yol alıyoruz. Bütün dünyevî varlıklar gibi fânîliğe mahkûm... Gerçek ve sonsuz hayat ise, beşikle tabut arasındaki mesafeye sığmayacak kadar ulvî ve ebedî bir hakikat!.. Böylesine sonsuz bir hayat karşısında dünya hayatı, deryadan bir katre kabîlinden değil midir?
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, dünyanın geçici, âhiretin ise esas hayat olduğunu en zirve seviyede idrâk etmiş hâldeydi. O, gerek Mescid-i Nebevî’nin inşâsı, hendek kazılması ve harp gibi meşakkatli ve sıkıntılı zamanlarda, gerekse Mekke’nin fethi ve hacc-ı ekber gibi mes’ut zamanlarda, hep aynı cümleyle Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmiştir: “Allâh’ım! Gerçek hayat ancak âhiret hayatıdır.”[1]
Dünyayı âhirete tercih etmek, kalbî hassâsiyetleri dumura uğratır. Bu yüzden kul, günahlara, onların vebâlinin ağırlığını hissetmeden, kolayca meyleder. Günahların iç sıkıntısını duymak bir yana, onlar âdeta tatlı bir mûsikî gibi kendisine hoş gelmeye başlar. Zira insan, hâdisât ve vukuâtı, kalbinin durumuna göre idrâk eder.
İstanbul Türkiye'nin ve dünyanın eski şehirlerinin başında geliyor. Her dönemde kültürü, ticari hacmi ve silueti ile cazibe merkezi olan İstanbul yakın zamanda kendi şanına yakışmayacak yapılara ev sahipliği yapıyor.
Sahâbe neslinin büyük bir îman vecdi içinde kendilerini Allâh’a adamalarının bir benzerini yakın tarihimizin Çanakkale muhârebeleri safhasında, sînesi îmanla dolu Mehmetçik sergilemiştir.