Günümüzde takvâya ulaşmış pek çok hanım için gelinler zaten evlât, kayınvâlideler de annedir. Fakat gerçek şudur ki, bu sayı gitgide azalmıştır. Artık namazlarını aksatmayan, örtüsüne son derece dikkat eden nice hanım için, kayınvâlideleriyle uzun uzadıya vakit geçirmek, hele de beraber yaşamak korkulu bir rüya hâlindedir. Bunun temel sebebi de hem şuuraltı kirliliğimiz, hem de genişleyen evlerimizin inadına, daralan gönüllerimizdir.
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem örtünme çağına girmiş bir genç kızdan daha utangaçtı. Hoşlanmadığı bir şey gördüğünde bunu yüzüne bakınca anlardık. [1]
Keder yalnızken daha da bir koyulaşır. Hayatın omuzlarda hissedilebilir olan yükü daha da bir ağırlaşır. Yaşam her şeyiyle daha da zorlaşır.
Almanya'nın başkenti Berlin'de bir genç kızın, başörtülü olduğu için vatman tarafından tramvaydan indirildiği yönündeki şikayeti üzerine inceleme başlatıldı.
Şeytan, kariyerinin ilk büyük başarısını (!) Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havvâ’nın ağacın meyvesini yiyerek birbirlerine mahrem yerlerinin görünmesini sağlayarak kazandı. Kıyafetlerinin açılmasını ve birbirlerinden tahrik olmalarını istedi. Şerefli bir mahlûk olan insanoğlunu küçük düşürmenin en iyi yolu, kıyafetini açmaktı. Şeytan, kıyafetini kaybeden insanın, onurunu da kaybedeceğini iyi biliyordu.
Genç Dergi, 116. sayısında "Kalbimle Oynama!" dosyasıyla; sömürülen ilişkilere, insanların birbirlerini kandırmasına; ümit vermesine değiniyor.
Şebnem Dergisi yazarlarından Halime Demireşik'in Gönül Dergâhından Mektuplar ismiyle yeni kitabı yayınlandı.