Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar İslâm’ın nûrunu gönüllerde yeşerten büyük velî Ahmed Yesevî Hazretleri'nin ibret verici son 10 yılı...
Hazret-i Ebû Bekir ile Abbâs'ın, Peygamberimizin vefatından önce şahit oldukları hadise...
Sâlih ve sâdıklarla beraber olan bir kimse, istîdâdı nisbetinde onların rûhâniyetinden feyz alır. Kendisi ne kadar kusurlu olursa olsun, samimiyetle sevip yakın olduğu, âidiyet ve mensûbiyet duyguları içinde bulunduğu makbul ve mûteber kimselerden dolayı bir değer kazanır.
İlmin hakîkati, Hakkʼın rızâsı istikâmetinde yaşanmasıyla ortaya çıkar.
Habeşistan’a hicret edip Hayberʼin fethi esnâsında deniz yoluyla Peygamber Efendimiz’e gelen kâfilede, Esmâ bint-i Umeys -radıyallâhu anhâ- da bulunuyordu. (Esmâ, Meymûne Vâlidemizʼin ana bir kardeşi ve Hazret-i Câfer’in hanımı idi.)
Kulu Hak katında kurtaracak olan, nesep veya intisap bağı değil, Allah Rasûlüʼne ve Hak dostlarına hâl ve yaşayışıyla ne kadar yakın olabildiğidir.
Ashâbın, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e muhabbetleri bâzen o kadar coşardı ki, Allah Rasûlü’nü aralarında paylaşamazlardı.
Dertli gönüllerin samimî duâları, onların yardımına koşanların dertlerine dermân olur.
Kulu Cenâb-ı Hakkʼa vâsıl edecek vesîleler, nefeslerin sayısı kadar çoktur. Mühim olan, Hakkʼa vuslat arayışı içinde yaşamaktır.
Cuma, müminlerin bayramıdır. Cuma günü yapılan ibadetlere iki kat sevap verilir. Bugün işlenen günahlar da iki kat yazılır.