Âile reisi erkek olmakla birlikte bu müessesenin işleyişinde ve muhafazasında kadının da bir kısım vazifeleri vardır. Zira yuva müşterektir ve ona dâir hak ve vazifeler de müşterektir.
Zikrin temiz bir vicdanla îfâsı da son derece mühimdir. Bu sırra binâendir ki, ehlullah hazarâtı evrâd ü ezkâra umûmiyetle tevbe ve istiğfarla başlamışlardır.
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼi tanımak ve anlamak; Hakk’a kullukta en mühim basamaktır. O’nu anlamadan, O’nu tanımadan, O’nun izinden gitmeden ve O’nun gönül dokusundan hisse almadan; ne îmânımız tam bir îman olur, ne Kur’ân’ı tam olarak idrâk edebiliriz, ne de kulluğumuz tam bir kulluk olur…
Bugünkü insanlığın dünyada biraz daha rahat ve uzun yaşayabilme arzu ve endişesine mukâbil, sahâbe neslinin en büyük arzusu; yüz akıyla, vicdan huzûruyla ve selîm bir kalp ile âhirete intikâl edebilmekti.
Uhud, Allâh Resûlü’nün muhabbetiyle sırılsıklam ıslanmış bir mekân olarak, kıyâmete kadar gelecek ümmete azîz hâtıralarla dolu bir ziyâretgâh olmuştur.
İnsan kimi sever ve kiminle beraber olursa, onun hâli ile hâllenir. Zira insanoğlunun şahsiyet ve karakteri, diğer insanlarınkine benzemeye ve onları taklit etmeye meyyâldir.
Ölümün soğuk ürpertilerinden kurtulmanın yegâne çâresi, ancak sâlihâne bir ömür yaşamaya gayret etmektir. Çünkü ölüme hazırlıklı olanlar, ölümden korku duymak yerine onu ebedî bir vuslat vesîlesi olarak telakkî ederler. Bunlar, “ölümü güzelleştirebilme”nin huzûruna ermiş mes’ud kullardır.
İslâm, Müslümanın hayatında, samimî ve gösterişten uzak bir nezâketin hâkim olmasını istemektedir. Giyimde, kuşamda, oturup kalkmada, konuşmada, yürümede, bakmada, bir şey isterken, verirken, hâsılı her türlü beşerî münâsebetlerde, hattâ duygu ve düşüncede bile incelik ve nezâket kâidelerine riâyet etmek îcâb eder.
Hamraül Esed, Uhud Gazvesi’nin ertesi günü Kureyş ordusunu takip için gerçekleştirilen seferdir.
Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın (r.a.) evliliği nasıl gerçekleşti? İşte hadisler ışığında Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın (r.a.) evliliği...