Efendimiz’e duyulan muhabbet; ibâdetlere huzur, beşerî davranışlara nezâket, ahlâka incelik, gönüllere rikkat, sîmâlara nûrâniyet, lisanlara rûhâniyet, nazarlara derinlik olarak akseder. Zîrâ bütün bu güzelliklerin tahsil edileceği en feyizli menbâ, Peygamber Efendimiz’dir.
Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- buyurur: “Bütün dostları gezdim, gördüm; dili muhafaza etme20kten daha iyi dost göremedim. Bütün elbiseleri gördüm; iffet ve sakınmaktan daha iyi elbise görmedim. Bütün malları gördüm; kanaatten daha iyi mal görmedim. Bütün iyilikleri gördüm; nasihatten daha iyisini görmedim. Bütün yemekleri görüp tattım; sabırdan lezzetlisini görmedim.”
Hayat, yaşanılarak, en çok da görülerek öğrenilir. Çocuklar evlerin yansıması, âilelerinin önsözüdür. Önsözde olan ise, kitabın özetidir. Çocuklarımızı yetiştirirken her birinin “biricik” ve “tek” olduğunu unutmamak gerekmektedir.
Peygamber Efendimiz, Tebük’te okuduğu hutbede Müslümanlar için hayırlı ve hayırsız şeylerden bahsetmiştir. İşte Peygamber Efendimiz’in Tebük hutbesi...
Peygamber vârisi Hak dostları insanların kendilerine karşı gösterdikleri kaba davranışlara, hatâ ve kusurlara aldırmaz, onların ıslâhı için türlü meşakkatlere cân u gönülden katlanırlar. Zira bu hâl, gerçek ilim ve irfânın muktezâsıdır.