Murâkabe-i maiyyet ve akrabiyyetin esası, “ihsân” duygusudur. “İhsân” ise Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ifadesiyle: “Allâh’ı görüyormuşçasına bir kulluk sergilemektir. Zira sen O’nu göremesen de O seni dâimâ görmektedir.” (Müslim, Îmân, 1, 5; Buhârî, Îmân, 37)
Tasavvufî seyr u sülûk, kāl/söz değil, hâldir. Allah dostlarının ahlâk ve hâllerinden nasip alabilmektir. Lafızda takılıp kalanlar ve işi fesahat ve belâğat dolu sözlerden ibâret sayanlar, aldanmışlardır.
Tasavvufî terbiyede kulda murâkabe hâlinin tahakkuku için ehlullah hazarâtı, bâzı âyetler üzerinde muayyen usûllerle tefekkür edilmesini tavsiye etmişlerdir. Bunlardan biri de "ehâdiyyet murâkabesi"nde İhlâs Sûresinin tefekkürüdür.
Tasavvufî terbiyede kulda murâkabe hâlinin tahakkuku için ehlullah hazarâtı, şu âyetler üzerinde muayyen usûllerle tefekkür edilmesini tavsiye etmişlerdir...
Râbıtanın lügatteki mânâsı, bağ, alâka ve vuslat demektir. Aslında kâinâtta râbıtasız hiçbir mahlûk yoktur.