Dünyayı nasıl buldun?
Bu tarlanın mahsulü çok kıymetlidir. Bu tarlada herkesin ekini var. Bazılarının mahsulü bol ve bereketli iken nicesinin çorak verimsizdir. Dünya ahiretin tarlası ise en kıymetli tarladır. İşte dünya hayatının kıymetini neye göre belirlediğini açıklayan ayet ve hadis...
Çileler insanı pişirerek olgunlaştırır. Sahildeki taşlara bakın… Asırlardır üzerlerinde şaklayan dalgalar neticesinde hiçbir sivri tarafları kalmamış ve granit misâli kırılmaz hâle gelmişlerdir. İnsan da nefsi terbiye gayretiyle, zorluklar çeker, sonunda kolaylığa erişir. Zahmetler çeker, neticesinde rahmet tecellî eder.
Âhiretin sonsuzluğu karşısında deryadan bir damla hükmünde olan hayat, beşikle tabut arasındaki mesafeye sığmayacak kadar ulvî bir hakîkattir. O hâlde “Hayat nedir?” suâline, sadece toprağın rutubeti ve mezar taşlarının katı sessizliği cevap olarak yükselecekse, böyle bir gafletle ziyân edilmiş fânî bir hayattan daha acı ne olabilir?.. Fânî hayat çarşısının en son giysisi olan kefen, bir gün mutlakâ herkesi saracak ve ölüm vâkıası, bütün fânî alışverişlere, zevklere, câzibelere ve aldatıcı yaldızlara iptal mührünü vuracaktır! O noktadan sonra yarına yönelik bir şey yapmak artık imkânsız, nedâmet duymaksa faydasızdır. Dolayısıyla bizi mahşer gününde kurtuluşa erdirecek bir hesaba hazırlık için, gün, bugündür…