Her şeyden habersizmiş gibi bölünerek çoğalan ve süratle rahme doğru ilerleyen zigotun yaptığı işlere baktığımızda harikulâde bir plân, incelikli ve sanatlı bir tasarım, hiçbir tesadüfe havâle edilemeyecek kadar mükemmel olan bir işleyiş görmekteyiz. Bunlardan biri de zigotun rahme gömülmesi esnasında yaşanmakta olup, akıl sahibi hiç kimse bunu düşünmeden geçmemelidir.
İnsanın tohumu olan zigot, rahme tutunurken, yumurtalıktan yumurtayı bırakan hücreler, onun sağlıklı bir şekilde rahme yerleşmesini sağlayan bir hormonu salgılar. Ayrıca beyne bir sinyal gönderilerek yumurtalıktan yeni yumurta çıkışı durdurulur. Zira ilkah olduğunda ve hâmilelik oluştuğunda, artık yeni yumurta çıkışına ihtiyaç yoktur.
Her bir zerre, hâdisenin uzmanı ve yöneticisi gibi, işine vâkıf, ama birer köle gibi tevâzuyla ve fedakârca çalışıyor… Hârikulade bir iş yap ve bir hiç gibi ortalıkta gözükme!.. Hem var ol, hem varlık iddiasında bulunma!.. İşini son derece hassas, titiz ve tâbiri câizse eşsiz bir şekilde yap, ama hiçbir ücret, karşılık ve pohpohlama bekleme!.. Bu hücrelerden alacağım çok ders var diye düşündüm, bu yazıları yazarken...
İnsanın var oluşu için yıllar öncesinden hazırlık yapılmakta, büyük anne ve büyük babalarımız, kendi annelerinin karnında daha 6 haftalıkken anne-babalarımızı oluşturacak hücrelere sahip olmaktadır. Böylece bizimle ilgili karar da alınmış olmaktadır.
Doğan her bebekte yeni bir yüz seyretmekteyiz. Yüce bir kudreti, azameti ve sınırsız bir ilmi temâşâ etmekteyiz… Bu yazıda Dr. Betül Nefise İnal "Cinsiyetlerin Korunma Mucizesi"ni anlatıyor.