İnsan vücudundaki her hücre, âdeta insanın oluşumuyla ilgili ihtisas yapmıştır. İşlerini ilk defa yaptıkları hâlde yılların birikimiyle çalışan ustalar gibidirler. Hepsi insanın oluşum şifresini bilir, birbirlerini okur ve gözetlerler.
Hücrelere, gidecekleri yerin konumu bildirilmiş, ancak ellerine bir harita ya da pusula verilmemiştir. Buna rağmen onlar, embriyo içinde özel bir yol takip ederler. Gidecekleri yere ulaştıkları anda da dururlar. Yani milyarlarca hücre, gidecekleri yeri ve gidiş yollarını bilirler, yolculuğa çıkmaya ve kendilerine ait olan yere geldiklerinde de durmaya karar verirler.
Akılsız atomlardan meydana gelen bir hücrenin; kendi ihtiyacı olmayan organların üretiminde çalışacak hücrelerin, birbirine muhtaç olduğunu bilmesi ve bu derece ileri görüşlü hareket edebilmesi aslâ mümkün değildir! Bu oluşumlar her şeyi bilen, önceden görüp plânlayan, kusursuz ve kudretli bir irâdenin, azametli bir sanatkârın eseridir. Bu sanatkâr, her şeyi yaratan, yoktan var eden, şekil ve sûret veren Allah’tır.
Haftalar içinde sanat harikası bir esere, düzgün ve mükemmel yapılı bir insana dönüştürmesi; her şeyin sahibi ve yaratıcısı, en güzel isimlerin sahibi olan Cenâb-ı Hakk’ın kudreti, ilmi ve sanatından başka hiçbir şeyle açıklanamaz!
Yıl içinde bütün mevsimleri ziyaret eden mübarek Ramazan Ayı’nı, bu sene de yaz mevsiminin başlangıcı olan uzun Haziran günlerinde misafir ediyoruz. Bu uzun Ramazan günlerinden nasıl istifade etmeli, oruçları nasıl tutmalı, iftarı ve sahuru nasıl yapmalı?
Bizleri ilk başta, örneksiz ve tek bir hücremiz bile yokken var eden Allâh’ın gücü, biz ölüp gittikten, çürüyüp toz olduktan sonra da yaratmaya yeter. Gâfil insan ise hem dirilişi inkâr ediyor, hem de Allâh’ın yaratmasını...
İnsanı meydana getiren 46 kromozomlu ilk hücrede, bütün vücut sistemini meydana getirecek bilgi depoludur. Tıpkı minik bir tohumda dev bir çınar ağacının saklı olması gibi… Hücreler çoğalırken sakladıkları bu öz bilgiyi diğer hücreye aktarırlar. Yani oluşan her hücrede bir insan inşâ edecek potansiyel bilgi mevcuttur.
Üç Ayların ve rûhumuzun gıdası orucun önemi ve faydası...
Anne rahmine doğru dut küresine benzer şekilde ilerleyen bir et parçasından, haftalar içinde sanat harikası bir insan inşâ edilir. Bu inşaatta çalışanlar; vazifelerine son derece sâdık, son derece çalışkan, son derece kabiliyetli varlıklardır. Hepsi de ilk defa böyle bir işte yer almalarına rağmen kendilerine öğretilen bilgiyle muhteşem işler başarırlar. Câlib-i dikkat olan, bu işleri becerenlerin; aklı şuuru olmayan cansız atomlardan müteşekkil olmalarıdır.
Materyalist bakış açısıyla ve filozofik yaklaşımlarla kâinata depolanmış bilgileri okuyup anlayabilmek mümkün olsaydı, bizler şimdi geçmiş filozofların izinden hayranlıkla gidip huzur bulan insanlar olurduk. Yıllarca bu kadar akıl almaz hâdiseleri, cansız bir “tabiat ana” felsefesiyle ya da uyduruk, kasıtlı “evrim teorisi”yle okuduk da ne oldu? Mutlak hakikat değişti mi?