Ramazân-ı şerifler; kulluk hayatımızdaki nâdanlıkları, gafletleri, tefekkürden uzak geçen zamanları, durgunlukları, ihmalleri, zaafları silip süpüren; insanın mânevî hayatına yeni bir canlılık, zindelik, heyecan, şevk ve aşk getiren ilâhî hediyelerdir.
Sohbeti tesirli kılan “ihlâs”tır. Ancak samimî bir kalpten gelen sözler, kalplere yol bulabilir. Kelimelere yüklenen mânâların kalplere nakşedilerek muhâtapların şahsiyetini olgunlaştırması ve davranışlara intikâli, ancak ihlâs sâyesinde mümkün olabilir. Gerçek mânâda icrâ edilen bir mânevî sohbetin en mühim göstergesi, böyle bir tesir bereketinin görülmesidir.
Balıkesir Bandırma’nın manevi büyüklerinden Tahsin Yatman Amca Hakk’ın rahmetine kavuştu. Cenazesi 29 Kasım 2018 Perşembe günü ikindi namazına müteakip Bandırma Haydarçavuş Camii’nden kaldırılacak. Merhuma Mevla’mızdan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ederiz. Kendisi ile iki yıl önce Altınoluk Dergisi’nde yapılan röportajı sizlerle paylaşıyoruz.
Dindarlık, kişinin Allah ile nitelikli ilişkisidir. Bir dindarlık tezahürü olan “iyilik”, kişinin kendisi ile ve toplumla ilişkilerini “doğru” biçimde düzenlemesini öngörür. Kişinin dindarlığındaki sadâkati yaptığı iyiliklerin niteliğine ve kıvâmına bağlıdır. İyilikleri küçük görmemek ve ecrini muhakkak Allah’dan beklemek gerekir. Hadis edebiyatımızın kitâbü’l- birr bölümleri güzel dindarlık örnekleriyle doludur. Samimi dindarlığı anlamak isteyen “kitâbü’l- birr” hadislerini okumalıdır.
Mûsâ Efendi Hazretleri, sayısız güzel vasıfları üzerinde taşıyan “Muhammediyyü’l-meşreb” büyük bir Allah dostu idi. Ancak ondaki vefâ duygusu bir başka idi. Bu sebeple ehl-i hikmet ona “Sâhibü’l-Vefâ” sıfatını lâyık görmüştür.
Sultânü’l-Ârifîn Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Hazretleri’nin, Mûsâ Efendi Hazretleri’ne takdim ettiği irşad vesîkasını sizler için alıntıladık.
Allah Teala Mülk Suresi’nde meâl olarak şöyle buyurmaktadır: “Hanginiz daha güzel amel yapacak diye sizi sınamak (ve bunu size göstermek) için ölümü de dirimi de yaratan O’dur..”1
İbadetlerden zevk alamamanın temel sebebi; haram ve şüphelilerden yeterince kaçınmamak ve günahlardan kendini lâyıkıyla korumamaktır.
Dindarlık gayretiyle de olsa İslam'da aşırılık aslâ doğru değildir. Çünkü ne kadar iyilik ve ibadet yaparsa yapsın, bir insan bu hareketleriyle kurtuluşunu temin edemez. Zira kurtuluş Allah Teâlâ’nın lutfu iledir. O halde yapılacak iş, mu’tedil ve müstakîm bir çizgide dini yaşamaya, onun esaslarına tüm hayatında bağlı kalmaya, gücü ölçüsünde çalışmaktan ibarettir.
Hadîs-i şerîflerde üzerinde genişçe durulan konulardan biri, aile fertlerine verilen sadakanın son derece makbûl olduğudur. Sadaka nâfile bir ibadet olduğu için, bir mü’min onu, kendilerine bakmak zorunda olduğu kimselere, meselâ babasına, dedesine, oğluna, kızına, hatta torununa verebilir.