Cenâb-ı Hak müʼminleri birbirine zimmetli kılmıştır. Allâhʼın sevdiği bir kul olabilmek için, bilhassa zor zamanlarda din kardeşliğinin gereğini yapmak, dert ortağı olmak, problemlerini çözmeye gayret etmek, onları tatlı sözlerle tesellî etmek, îsar hâlini yaşamak, yani kendinden önce din kardeşini düşünüp “önce ben” yerine “önce din kardeşim” diyebilmek zarûrîdir.
Müʼminler, bir Allâhʼa inanan, aynı Peygamberʼin ümmeti olan, aynı kıbleye yönelen, câmilerde omuz omuza saf tutan, birbirlerini kendisine emânet ve zimmetli gören din kardeşleridir.
Altınoluk Dergisi Yazarı Ali Rıza Temel, derginin Nisan sayısında, Müslümanların günümüzde yaşadığı ayrılıklara dikkat çekerek din kardeşliğinin önemini vurguluyor. Yazısında din kardeşliğiyle ilgili hadis ve ayetlere dikkat çeken Temel, yazısında Hz. Ömer'in gruplaşmaya yönelik tepkisine de yer veriyor.
Altınoluk Dergisi yazarlarından Cafer Durmuş Peygamber Efendimiz –sellallahu aleyhi vesselem–’in öğrettiği kardeşlik hukukunu ve İmam Gazali’nin özetlediği 8 maddede kardeşlik haklarını anlatıyor.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, haftalık gündem yazılarında İslam kardeşliği hakkındaki îkazlarına devam ediyor.
Bayramlar aslâ tatil günleri değildir. Bu mübârek günleri, zikirle, şükürle, Allah için yapılacak ikram ve ziyaretlerle ihyâ etmek gerekir.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin yaklaşan Kurban bayramı vesilesiyle yayınladığı mesajı sizlerle paylaşıyoruz.
Allah Rasûlü –sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i tanımanın ve O’na muhabbetin en büyük delîli, O’nun sünnetini güzelce tatbik edebilmektir. Kalplerde Muhabbet-i Muhammedî olmadan sünnete ittibâ, sûretâ ve zoraki bir ittibâdır ki, gönül feyzinden, rûhâniyet ve mânevî bereketten mahrumdur.
Varlıklı kimselerin de gönül huzuru ve rûhî muvâzeneleri için; fakir-fukarayı koruyup gözetmeleri, mâtemlerin civarında bulunmaları, sefâlet manzaralarını görüp ibret almaları elzemdir. Aksi hâlde varlıklı insanlar, şefkat ve merhameti unutarak kasvet-i kalbe müptelâ olmaktan kurtulamazlar.