“Devlet-i aliyye topraklarının mimarbaşısı Mimar Sinan, devrinde başlı başına bir ekol olmasına rağmen, Hak karşısındaki gerçek yerinin şuurunda olarak imzasını “el-fakîr Sinan Sermimarân-ı Hâssa” diye atardı.
1. Ahmed Han’dan sonra 2. Genç Osman ile de irtibâtını devam ettiren Hüdâyî Hazretleri, bu yeni ve heyecan dolu genç pâdişâhı da istikâmetlendirmek husûsunda büyük gayretler sarf etti.
Meşhur tarihçi İbn-i Haldun’un (v. 1406) Dünya tarihi mâhiyetindeki “Kitâbu’l-İber” isimli eserine giriş olarak yazdığı, fakat ayrı bir basımı da yapılıp “Mukaddime” ismiyle meşhur olan kitabındaki “Biyolojik Nazariye”ye göre, şu fânî âlemde devletlerin de tıpkı insanlar gibi tabiî bir ömrü vardır: Doğar, yaşar ve ölürler.
Sultan Abdülhamîd Han tahta yeni geçtiği ve henüz devletin dizginlerini tam mânâsıyla eline alamadığı için Mithat Paşa ve avanesi, kolay bir zafer elde edebileceklerini umarak Sultan Abdülhamîd Hân’ı dinlemeyip Rusya’ya harp îlân ettiler. 93 Harbi böyle bir durumda neden çıktı?