Allâh Teâlâ, müminlerin birbirlerine karşı kardeşlik ve muhabbet duygularını zedelemekte olan alay etme, gıybette bulunma, ayıp ve kusur araştırma, sû-i zan besleme gibi kötü vasıfları haram kılmıştır.
Müslüman mütevazı, alçak gönüllü, kardeşlerini sever ve değer verir, her işini ve sözünü ihlas ve samimiyet açısından değerlendirir, kalp kırmaz, gönül incitmez olur.
Ebû Hüreyre radıyallanu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey müslüman hanımlar! Hiç bir komşu hanım, bir koyun paçası bile olsa, komşusuna vereceğini küçük gör(üp vermemezlik et)mesin.” [1] Buhârî, Hibe 1, Edeb 30; Müslim, Zekât 90. Ayrıca bk. Tirmizî, Velâ 6.
Tevhid anahtarının 4 dişlisi...
Hazret-i Ebû Bekir'in îmandaki sadâkat ve teslîmiyeti, ağır bir imtihan ile test edilmişti. İşte o imtihan ve Hz. Ebubekir'in buna verdiği karşılık.
Cemaatle kılınan namaza, tek başına kılınan namazdan yirmi küsur, bazı rivayetlerde yirmi beş, hatta yirmi yedi misli sevap veriliyor. Cemaatle namaz kılmak üzere mescide gitmek ve orada namaz vaktini beklemek, insana büyük sevaplar kazandırır.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi kemale ermek için aşılması gereken 3 merhaleyi anlatıyor. [Video 2 dk.]
Dostlar, arkadaşlar ve ortaklar arası da çoğu zaman iletişim kazaları ile bozulur. Burada şeytanın girdiği söz penceresi, çoğu zaman sü-i zanna dayalı gıybet, dedikodu ve yanlış anlamalardır. Söz üslubundaki nezaket ve saygının kaybolması da şeytanın gönüllerde vesvese üretmesinin tohumu olur.
Yalnızca ibadet zamanlarında değil, hayatın her safhasında kalp Cenâb-ı Hakʼla beraber olmalıdır. Fânîlik hissiyâtı içinde yaşanmalıdır.
Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anhümâ- şöyle buyurur: “Namaz kılmaktan zayıflayıp yay gibi, oruç tutmaktan eriyip çivi gibi olsanız da, haram ve şüphelilerden kaçınmadığınız takdirde, Allah o ibadetleri kabul etmez.”