Osman Nûri Topbaş Hocaefendi bu haftaki sohbetlerinde "Korkmayın, üzülmeyin, Allâhʼın size vaad ettiği Cennetlerle sevinin" Âyteti'nin tecelli edeceği 3 yeri anlatıyor.
Dr. Murat Kaya, Peygamber Efendimiz -selallahu aleyhi vesellem-'e "Cennette Allah'ı görebilecek miyiz?"diye soran sahabe-i kirama Efendimiz'in cevabını anlatıyor.
Müʼmin, her hususta Rabbinin rızâsını ön plânda tutabilen kimsedir. Hakkʼın rızâsı ile nefsinin arzuları karşı karşıya geldiğinde, nefsinin gizli muhalefetine boyun eğmeyen, irâdeli kimsedir. Bu sarsılmaz irâdenin kazanılması için de nefsi riyâzat ve mücâhede gibi terbiye metodlarıyla ham vasıflardan kurtararak mânen olgunlaştırmak zarûrîdir.
Allahütela Kur’ân-ı Kerim'de, baştan sona insanların kalplerine “havf” ve “recâ” dengesini kurmayı öğretir. Bazen tek bir âyetin içinde hem korku verecek ifadeler, hem de ümit vaad eden müjdeler vardır.
Bir insanın Allah’a açılan en kutsal kapısı kalp kapısı, en kutsal pencere kalp penceresidir. İnsan için burası gönül evi, can evidir. Çünkü; gönüllerin ve zihinlerin derinliklerinde görülmeyen, bilinmeyen nice derin izler, derin manalar ve derin düşünceler vardır.
"Müslümanım" demek ebedî kurtuluş için yeterli mi? Süleyman Derin Altınoluk Dergisi'nin bu ayki sayısında Müslümanların dertleriyle dertlenmenin önemine değindi.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi bu haftaki sohbetinde kulluğun ve imân nîmetinin ehemmiyetinden bahsediyor.
Dr. Murat Kaya ile Buhari-i Şerif'ten Hadis Dersleri'nde bu hafta "Cennete kim giremez?" sorusu cevaplandırılıyor.
Son nefes hususunda peygamberler hâricinde hiç kimse teminat altında değildir. Bu sebeple mü’min, ömrü boyunca havf ve recâ (korku ve ümit) duyguları arasında, “Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk et!” (el-Hicr, 99) âyet-i kerîmesinin sırrına ermeye çalışmalıdır.
Gazeteci-yazar Ahmet Taşgetiren, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı Mütevelli Heyeti üyesi, hayırsever işadamı merhum Fahreddin Tivnikli'nin ardından bir yazı kaleme aldı.