Kıyamete yakın, 15 şeyi yapınca ümmetin başına gelecek belalar...
İnsanların hatâlarını affetmek ve kusurlarını örtmek, en mühim ahlâkî vasıflardan biridir. Cenâb-ı Hakk’ın sevdiği bu güzel haslet, îman ve ahlâkın kemâline işâret eder.
İki Fâtıma kimdir? iki Fâtıma’nın ruh iklimine nasıl bürünebiliriz? İşte Hazreti Fâtıma'nın (radıyallâhu anh) hayatından ibretlik hadiseler...
Allah Teâlâ, dil ile söylenmediği sürece, insanın içinden geçen menfi vesvese ve düşüncelerden dolayı bu ümmeti sorumlu tutmayacaktır. Büyüklerin “Söz vücut bulur” ya da “Belâ ağızdan çıkan söze bağlıdır” şeklinde ifade ettikleri hakikatler, bir hikmete dayanan tespitlerdir. Bu itibarla sözü oluşturan her bir kelimenin, hayra ya da şerre kapı aralayabileceğini düşünerek dikkatli konuşmak, dünyevî ve uhrevî selametimiz açısından önemlidir.
İslâm toplumu bir vücut gibidir; bir uzvun hastalığının bütün vücudu rahatsız etmesi gibi, bir müslümanın başına gelen belâ ve musibetleri, bütün Müslümanlar kendilerine dert edinmelidir.
Öyle bir bela ki Hazret-i İsa, sanki kendisini bir aslan kovalıyormuş gibi canhıraş bir şekilde kaçıyor ondan. Peki bir peygamberi bile bu şekilde kaçıran şey nedir?
Sabır, imanını koruması için müslümanın en büyük sığınağı ve silahıdır. Aşağıdaki hadiste, sabrın en çâresiz ortamlarda bile gerekli ve sonucunun gerçekten fevkalâde büyük ve memnuniyet verici olduğuna dikkat çekilmektedir.
Bu dünya, imtihan dünyasıdır. İnsan dünyada çeşitli şekillerde imtihan edilir. Bu imtihanlarda gösterilecek olan tavır, sabırdan ibârettir.
Musibet ve belâ her zaman ceza anlamında değildir. Allah sevdiği kulunu da belâ ve musibetlere uğratır. Başa gelen sıkıntı ve hastalıklara sabretmek, günahlardan arınmaya sebeptir.
İslam'da başa gelen dünyevî bir belâ ya da musibetin ağırlığı karşısında ölüm istemek yasaktır. Çünkü böyle bir hareket -Allah korusun- neticede intihara kadar gidebilir. Halbuki sabır gösterip dayanmak o sıkıntıdan kurtulmaya vesile olacaktır.