Evliyâ Çelebi, 2. Bâyezîd Câmisi'nde kılınan ilk namazda yaşanan ibretlik bir hâdiseyi anlatıyor.
II. Bâyezîd Han devrinde Endülüs müslümanlarına elden gelen yardımın yapılmasından da geri kalınmamıştır.
Tarihte; ilmi, tâkvâsı, merhameti, vakarı ve hilmi ile meşhur olan Bâyezîd-i Velî, ulemâ ve evliyâya çok hürmet gösterirdi. Onun bu istikâmette kullandığı husûsî bir bütçesi vardı. Bununla ilim ve irfân erbâbını eser vermeye teşvik ederdi. Sultân’ın bu himâyesi, İstanbul’u bir ulemâ şehri hâline getirdi.
Osmanlı pâdişahlarının birinciden sonuncuya kadar hemen hepsi, âlim, şâir, sanatkâr ve mutasavvıf idiler. Hemen her pâdişah, devrin en mûteber meşâyıhından birine intisâb eder ve onun irşâdıyla yürürdü. Zâhirdeki ihtişam ve muzafferiyetlerin arkasında böyle bir mânevî dünya ve destek, dâimâ mevcut olagelmiştir. İşte bunlardan biri olan Sultan 2. Murad Han'ın Hacı Bayrâm-ı Velî Hazretleri ile görüşmesi...
Tarihimizin en büyük şahsiyetlerinden biri olan Çelebi Mehmed Sultân’ın hayatı incelendiği zaman, on senelik bir fetret devrini ortadan kaldırmak husûsunda, yerine göre maddî kuvvet, yerine göre af ve iknâ yollarını kullanmış olduğu görülür.
Her müslüman fâtih için ideal olan İstanbul’u fethetme gâyesi, Yıldırım Hân’ın da en büyük arzusu idi. Bu yolda takdîre şâyan gayretleri oldu.
Yıldırım Bâyezîd ile Emîr Sultan Hazretleri’nin çok ibretlik karşılaşmaları.
Osmanlı’nın adalet anlayışı öylesine ince idi ki askerler, savaş halindeyken kalenin diğer tarafında bulunanlarla, onların talepleri doğrultusunda bir ticaret yapınca, Konya halkı, kalenin kapılarını bu adalete açmaktan şeref duydu. İşte Konya'nın fethi...