İnsan kendi amellerine olan güveninden ötürü diğer insanları yargılar ve kendince bir hüküm vermeye kalkar ise haddi aşan ve Rabbini unutan bir kul oluverir. İşte bu denli bir konuyu ele alan kıssayı anlatan kısa video çalışmamız...
Günümüzde, insanların farkında olmadan düştükleri mühim gafletlerden biri ibâdullâhı tahkîr, yani Allâh’ın kullarını küçük görerek hafife almaktır. Cenâb-ı Hak, hiçbir kulunun tahkîr edilmesine râzı olmaz ve bunu büyük cürümler arasında zikreder.
Amellerin kıymete neye bağlıdır? Ne yaparsak amellerimiz daha kıymetli hale gelir? Hadis-i şeriflerde bunun için ne buyruluyor? İnsanlara ve Rabbimize karşı amellerimiz daha kıymetli hale gelmesinin sırrı...
Tefekküri mevti, kalbi yumuşatmak, kalbdeki sevgiyi geçici dünya nimetlerine değil bâki olan Allah'a ve O'nun razı olduğu şeylere çevirerek nefsin ibret almasını temin etmek, tûl-i emeli kırmak, gafleti dağıtmak, tevehhüm-i ebediyete engel olmak, ihlâsı kazanmak ve tevbenin sürekliliğini sağlamaktır.
Uçurum kenarında atılan yanlış bir adımın kişiyi helâke sürüklemesi gibi, Cenâb-ı Hakkʼa kulluğumuzda da ilâhî gazaba sebep olabilecek en ufak bir yanlış hâl ve tavırdan titizlikle sakınmamız gerekir. Çünkü ehemmiyet verilmeyen nice yanlış hâl ve tavır, gazab-ı ilâhîyi celbederek bütün amellerin boşa gitmesine sebep olabilir.
Abdullah Dehlevî Hazretleri’nin, gönülleri irşâd eden güzel tavsiyelerinden bir kısmı...
Kelime-i şehâdet, bir çadırın ortasındaki ana direk gibidir. Bu ana direk olmazsa, çadır aslâ ayakta duramaz. Yâni hiçbir güzel amel Allâh katında bir semere hâsıl etmez.
Sûretlere değil, kalplere nazar eden Cenâb-ı Hak; amellerimizde ihlâs ve samimiyete kıymet verir. Eğer ihlâs ve samimiyet varsa, kusurlarıyla beraber dahî makbul olabilir. Fakat ihlâs yok ise zâhiri ne kadar şatafatlı görünse de amel reddolunur. İhlâs ve samimiyet amelleri kıymetli hale getirir.
Ashâb-ı kirâm (radıyallâhu anhüm) zaman zaman Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimize, hangi amelin daha fazîletli oluğunu sorarlardı. O da soranın durumuna göre farklı farklı cevaplar verdiği olurdu. Amellerin üstünlüğü ve derecesi bu yönüyle, kişi, zaman ve mekâna göre farklılık arzedebililecektir.
Dindarlık gayretiyle de olsa İslam'da aşırılık aslâ doğru değildir. Çünkü ne kadar iyilik ve ibadet yaparsa yapsın, bir insan bu hareketleriyle kurtuluşunu temin edemez. Zira kurtuluş Allah Teâlâ’nın lutfu iledir. O halde yapılacak iş, mu’tedil ve müstakîm bir çizgide dini yaşamaya, onun esaslarına tüm hayatında bağlı kalmaya, gücü ölçüsünde çalışmaktan ibarettir.