“Oruçluya iki sevinç vardır; birisi iftar anındaki sevinci, diğeri de Rabbine kavuştuğu andaki sevinci” hadis-i şerifinden6 ilhâm alan bazı irfân ehli demişlerdir ki oruç, aynı zamanda bir vuslat (Hakk’a kavuşma ve cemâlini müşâhede) muştusudur. Öyleyse oruç, daha dünyada iken Rabb’i her şeyde müşâhede edebilecek bir hissiyata ve idrâk sıçramasına da bir köprüdür.
Oruç üzerine onlarca söz söylenebilir, birçok tanımlama yapılabilir. İşte onlardan bazıları... Oruçla ilgili en güzel sözler...
Kişilik ve karakterin güçlenmesi istenmiyor mu? Oruç bize bunun mükemmel fırsatını sunuyor ve dört mevsimde yaşama biçimi ile insanın bilinmeyen yönlerini aydınlatıyor.
Mehmet Baş'tan kalplere nakşolunacak şiir...
Kalb oruç tutarsa, oruç bizi alır cennete götürür. Cennet yolculuğuna çıkaran oruç lâzım. Onun için de her iftar akşamı kalblerimizi ellerimize alıp orada ne var ne yok bakmak lâzım. Kadir gecesine, onun sabahına, bayramın sabahına dipdiri, Allah’a sunulacak kıvamda selim kalblerle ulaşmak lâzım.
Teslimiyet kulu pişirir; verilene kanaat etmemek ve acelecilik ise gözden düşürür.
Yüz birimin zekâtı olarak verilen iki buçuk, iki yüz birim için beş olur. Mal, büyümesi ile beraber infak edilen oranını da büyütür. Dinin emri de böyledir, aklın gerektirdiği de. Sözler büyüdükçe sözün gereğinin de büyümesi gerekir. Sözünün eri olmanın sonucu budur.
Altınoluk Dergisi bu sayısında “Kalbin orucu”nu gündemimize getirerek, adeta merkezi bir dirilik halinin bütün uzuvlara ve hayatın tamamına yansıması gibi hassasiyet çağrısı yapmış oluyor.
İyilikte yarışmak ve hayra doymamak mü’min şahsiyetin belirgin özelliklerindendir. Ancak bunlar içinde en önemlisi, mülkün gerçek sahibini yani azamet-i ilâhiyyeyi düşünerek kalbin titremesidir; “ben yaptım, ben verdim” gibi duygulardan uzak durmaya özen göstermektir.
Zekat ve ona bağlı diğer maddî yardımlar, güven toplumunun olmazsa olmaz nitelikli erdemi ve ekonomik gereğidir.