Mevlânâ Hâlid Hazretleri, bir sene süren yolculuktan sonra Delhi’ye (Cihânâbâd’a) vardı. Yol için yanına aldığı bütün eşyâyı fakirlere infâk etti.
Abdullah Dehlevî Hazretleri, gönlü Peygamber aşkıyla dolu bir Allah dostu idi. Yanında ne zaman Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in ism-i şerîfleri anılsa, hürmet ve muhabbet duygularıyla coşar, kendinden geçecek gibi olurdu.
Abdullah Dehlevî Hazretleri’nin, gönülleri irşâd eden güzel tavsiyelerinden bir kısmı...
Abdullah Dehlevî Hazretleri, hizmetin ehemmiyet ve faydalarından bahsederek şöyle buyururdu:
Abdullah Dehlevî Hazretleri çok yüksek makamlara sahip olmasına rağmen dâimâ tevâzû ve hiçlik hâlinde yaşardı.
Abdullah Dehlevî Hazretleri gecelerini zikir ve ibadetle ihyâ ederdi. Uyku galebe çaldığında seccâdesinin üzerinde sağ yanına yatardı. Yüksek edebinden dolayı, ayaklarını uzatarak yattığı hiç görülmedi. Ekseriyetle diz üstü oturarak uyurdu. Vefâtı da bu edep hâli üzere, yani diz üstü otururken olmuştur.
Şeyh Seyfüddîn Hazretleri, mânevî heybet ve haşmet sahibi bir Hak dostu idi. Sultanlar ve emirler onun meclisinde hürmetle ayakta bekler, ondan evvel oturmaktan teeddüb ederlerdi.
Bir mü’minin tevâzû sahibi olabilmesi ve amellerini makbûl bir şekilde îfâ edebilmesi için acziyetini idrâk ederek kusurlarını görmesi lâzımdır. Zira kulluğun şiârı; acziyet ve noksanlıktır.
Muhammed Mâsûm Sirhindi Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.
Muhammed Mâsûm Hazretleri, fânî muhabbetlerden kurtularak ilâhî muhabbete teksif olmayı tavsiye eder ve şöyle buyururdu: “Seyr u sülûk, riyâzat, mücâhede ve sıkıntı çekmekten maksat; Allah Teâlâ’dan başka her şeyin muhabbetinden kurtulmaktır. Bütün bu gayretler; kulluğun, aczin, zavallılığın meydana çıkması ve bir «hiç» olduğumuzun idrâk edilmesi içindir.”