Ayetler ışığında Allah (c.c) kimleri sever? Allah'ın (c.c) sevdiği kulların özellikleri...
Mahşer günü hangi kullara "Ayrılın!" nidası gelecek? Allah'ın (c.c) razı olduğu ve sevdiği kullarının vasıfları nelerdir? İşte Kuran'da geçen 18 maddede Allah'ın (c.c) sevdiği kullarının özellikleri...
Allah hangi kullarını sever? Allah’ın sevdiği kul olduğumuzu nasıl anlarız? Allah’ın sevdiği kullların özellikleri...
Allah hangi kullarını sever? İşte Allah’ın ve göktekilerin sevdiği kimseler...
Allah'ın en sevdiği amel hangisi? Bu ameli nasıl yapmalıyız? Bununla ilgili hadisler neler? Bu konuyla ilgili kıssalar neler? Peygamberimiz Hz. Ayşeyi neden susturdu? Allah amellerimize verdiği sevabı neden keser? Melekler cennette bize inşa ettiği köşkü yapmayı neden durdurur? Dr. Murat Kaya anlatıyor...
Sırat-ı müstakîmde yolcu olmak, ancak takipçi olmakla mümkündür. Takip etme ilkesi İslam dini tarafından belirlenmiştir. İslamiyet, ilk insan olan Hz. Âdem’le başlamıştır. Hz. Muhammed(sav)’in bu dünyaya teşrifiyle, hakikat nurlarına ve sevgi hazinelerine giden yol da taliplerine açılmış oldu. Tüm bunlara ulaşmak ve aşkın kemaline erişmek, Hz. Peygamberi(sav) ve onun sünneti seniyyesini anlamaya çalışmak ve hayata geçirmekle mümkündür.
Allah'a (c.c) daha yakın olmak için neler yapmalıyız? Allah'ı dostluğunu kazanmanın yolları neler? Allah (c.c) hangi kullarını daha çok sever? İşte cevabı...
Muhabbet, gönlün hissettiği kemâl sebebiyle bir şeye meyletmesidir. Yani kendini sevdiğine yaklaştıracak şeye daha fazla önem vermesidir. Bu itibarla insan, hakiki kemâlin Allah’a mahsus olduğunu bildiği müddetçe, muhabbeti ancak Allah’a olur.
Bütün hayatımızı eksiklikler, aksaklıklar üzerine kuruyoruz, âdeta... Birçok davranışımızın altında korkularımız ve kaygılarımız yatıyor belki de. Oysa olumlu yanlarımıza odaklansak belki de daha güzelleşecek ya da belki eksiklikler kendiliğinden kaybolacak, kim bilir... Hele de mevzubahis olan henüz hayatı öğrenme aşamasında olan çocuk ve gençler ise buna daha çok önem vermeliyiz.
Kulluk, haddini bilmekle başlar. Bunu lâyıkıyla bilen bir insanda ise büyüklenmeye, varlık ve benlik iddiâsına mecâl kalmaz.