"Kişi sevdiği ile beraberdir" hadisini nasıl anlamalıyız? Rabbimiz’e yakın olmak istiyorsak hayatımızı muhasebe edelim. Bu muhasebede kendimize sormamız gereken 11 soru...
Çölden gelen bir bedevî Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e şöyle sordu: “–Rabbimiz bize yakın mıdır? Yakın ise O’na içten sessizce yalvaralım. Yoksa uzak mıdır? Öyleyse O’na yüksek sesle nidâ edelim.” İşte Peygamberimizin bedeviye cevabı...
Allah'a yakınlaşmanın yolları nelerdir?
Allah'a (c.c.) en yakın olan kullar kimlerdir? Allah'a yakın olan kulların özelliği nedir? Ne yaparak daha yakın oluyorlar? İşte cevabı...
Mevlâna Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi'sinde geçen “çunki nâmahrem der âyed ez derem perde der pinhan şevend ehl-i harem” (Mesnevî, 1/2381) (Yabancılar kapımdan içeri girdiğinde, ev halkım perde arkasına gizlenir.) sözü ışığında sırları örtmenin hikmetinde neler saklı olduğunu öğreniyoruz.
Bu âlemde her zerre; Hakkʼa yakın olan diri gönüllerle konuşur. Bütün varlıklar, hâl lisânıyla beyan durumundadır. Kâinatta Hâlık’ını tanıtmayan hiçbir zerre yoktur. Bütün mahlûkat, kendisini yoktan var eden Hâlık Teâlâ’nın kudret mührünü taşımaktadır.
Allâh’ı seven, Allâh’ın da kendisini sevmesini isteyen; Kâinâtın Fahr-i Ebedîsiʼne muhabbetle itaat etmelidir. Çünkü O’na itaat, hakîkatte Cenâb-ı Hakk’a itaattir.
Müslüman, rûhunu inkişâf ettirerek bütün mahlûkâta huzur tevzî eden, dünyanın her yerindeki din kardeşlerini kendisine zimmetli bilen, gönül insanıdır.
Muhabbet, dostluk ve bağlılıkta sebat, ahde riâyet ve verilen sözde durmak demek olan vefâ, İslâmî şiarlardan biri ve belki de en ehemmiyetlisidir. Çünkü her insan, imtihan edilmek üzere geldiği bu dünyâda, ruhlar âleminde vermiş olduğu söze sadâkatini ispât ettiği taktirde, hayatını mü’min olarak yaşar.
Dâvûd -aleyhisselâm- ın Allah'a yakın olmasının sebebi...