Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼi tanımak ve anlamak; Hakk’a kullukta en mühim basamaktır. O’nu anlamadan, O’nu tanımadan, O’nun izinden gitmeden ve O’nun gönül dokusundan hisse almadan; ne îmânımız tam bir îman olur, ne Kur’ân’ı tam olarak idrâk edebiliriz, ne de kulluğumuz tam bir kulluk olur…
Ayet-i celîle nâzil olunca Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- kendisine selâm verilmesini ashâbına emretti. Ashâb-ı kirâm ve sonra gelenler de gerek mübârek kabr-i nebevîlerini ziyârette ve gerek ism-i âli-i nebevîleri anıldığı zaman O’na selâm vermekle me’mur olmuşlardır.
Mü’minlerin Cennet’e girmesi, Allah Teâlâ’nın lûtf u ihsânıyladır.
Muhabbet, gönlün hissettiği kemâl sebebiyle bir şeye meyletmesidir. Yani kendini sevdiğine yaklaştıracak şeye daha fazla önem vermesidir. Bu itibarla insan, hakiki kemâlin Allah’a mahsus olduğunu bildiği müddetçe, muhabbeti ancak Allah’a olur.
Allâh’ı seven, Allâh’ın da kendisini sevmesini isteyen; Kâinâtın Fahr-i Ebedîsiʼne muhabbetle itaat etmelidir. Çünkü O’na itaat, hakîkatte Cenâb-ı Hakk’a itaattir.
Allah’a itaat ve hayırda ortak olanlar, sevapta da ortakdırlar. Sevapta ortaklık, mutlak eşitliği gerektirmez. Sevabın aslında ortaklık esastır.
Nasıl ki sahildeki taşlara vuran dalgalar, onlara yeni, dümdüz ve pürüzsüz bir şekil veriyorsa, iç dünyamızın hatâ ve kusurlarını da mâneviyat deryasının dalgalarıyla temizleyip düzeltmeliyiz.
Kâinatta var olan her zerre, dâimâ Cenâb-ı Hakk’a itaat hâlinde. Güneş bu itaat çerçevesinde doğup batıyor. Günler bu itaatle uzayıp kısalıyor. Toprak bu itaati sebebiyle bağrına emanet edilen tohumu büyütüyor. Mesela bir balık, bu itaate başkaldırarak suyun dışında yaşamaya çalışmıyor. Zira suyun dışı, kendisi için bir ölüm okyanusu. Yani bütün mevcudat Allâh’a olan bu itaatleri dolayısıyla hayatlarından memnun ve huzur içerisinde.
Sünnet, Kur'an-ı Kerim'den sonra İslam’ın ikinci kaynağıdır. Çünkü Cenab-ı Hak Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i İslam Dininin tebliği ile görevlendirmiş ve O'nda insanlar için güzel bir örnek olduğunu bildirmiştir.[1]
Peygamber Efendimiz'e (s.a.v) hem dil ile hem gönülden tam teslim olmuş sahabe efendilerimiz bizlere her müminin Allah'a (c.c) ve Resulü'ne (s.a.v) tam manada teslim olması gerektiğini göstermiştir. Onlar ne canlarından ne de malların korkmaksızın 'İşittik ve itaat ettik.' dediler. İşte gökteki yıldızlar misali sahabî efendilerimiz...