Aşağıdaki ayet-i kerîmede ifade edildiği gibi, insanı iki cihan saadetine ulaştıracak olan yolda (kalbî ve zihnî hazırlık safhası olan) duanın ehemmiyetine işaret edilmiş olmaktadır ki, kanaatimizce bu da mühimdir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi inasanın yaratılış gayesini anlatıyor...
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, kabir ve âhiret hayatından bahsediyor...
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, ahiret hayatından ve müslümanın esas endişe duyması gerektiği günahlarından bahsediyor...
İnsana imdâd edecek olan, dünyâda bırakmış olduğu ve ahiret için yamış olduğu en büyük yatırım sadaka-i câriyedir ki o, kabir ve âhiret selâmetimizdir. En mühim sadaka-i câriyelerden biri de sâlih evlâttır.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, dünyanın geçici, âhiretin ise esas hayat olduğunu en zirve seviyede idrâk etmiş hâldeydi. O, gerek Mescid-i Nebevî’nin inşâsı, hendek kazılması ve harp gibi meşakkatli ve sıkıntılı zamanlarda, gerekse Mekke’nin fethi ve hacc-ı ekber gibi mes’ut zamanlarda, hep aynı cümleyle Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmiştir: “Allâh’ım! Gerçek hayat ancak âhiret hayatıdır.”[1]
İmânın kemâli, “takvâ” ile yaşanan bir kalbî hayata bağlıdır. Takvâ ise; Allah’tan uzaklaştırıcı her şeyden kalbi koruma, nefsânî arzuları dizginleyip rûhânî istîdatları yükselterek Hakk’a güzel bir kul ve dost olabilme sanatıdır.
Fırsat elden kaçmadan, bütün fânî nîmetleri ebedî saâdet sermayesi kılabilmeye gayret etmeliyiz. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bu hususta biz ümmetini şöyle îkaz buyurmuştur: Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil.
Âhiret, İsrâfil'in (a.s.) Allah'ın (c.c.) emriyle, kıyametin kopması için sûra ilk defa üflemesiyle başlayacak olan ebedî hayata denilir.
İşte Efendimiz’in duygularında; «Esas hayat âhirettir!» ayarı vardı. Dolayısıyla O’na göre; «Esas üzülecek şey, âhiret hüsranıdır.» «Esas sevinilecek şey, âhiretteki kurtuluştur.» Ashâbında da O’nun sürûr ve hüzün kıstasları yegâne ölçü olmuştu. Onların en büyük korku ve hüzünleri, âhirette O’ndan ayrı düşmekti.