Dünyevî mahrûmiyetler, muayyen bir süre içindir. Îmandan nasipsizlik ise, ebedî bir mahrumiyet sebebidir ki, asıl acınacak dert de budur.
Genç TV’nin en sevilen içeriklerinden olan "Hatırası Aziz İnsanlar" serisinde Kemalettin Altıntaş Amca müminlerin sigortasını anlatıyor.
Bugünkü insanlığın dünyada biraz daha rahat ve uzun yaşayabilme arzu ve endişesine mukâbil, sahâbe neslinin en büyük arzusu; yüz akıyla, vicdan huzûruyla ve selîm bir kalp ile âhirete intikâl edebilmekti.
Feraset sahibi müminlerin özellikleri nelerdir?
Güneş ve Ay, semâda dönen iki takvim. İnsan o iki takvime göre hayatının vakitlerini ayarlıyor. Fakat insan da bir takvimle dünyaya geliyor. Üstelik son yaprağa ne kadar kaldığı meçhul bir takvim. Bu yüzden âhirete her an hazırlıklı bulunmak zarûrî…
Kur’ân-ı Kerîm; tarihî karanlıklara ışık tutan, çözülmez muammâları açan, dünya ve âhiret hayatının huzur ve saâdet baharını yaşatan mûcizeler ülkesidir.
Bütün güzel hâller, bir ömür Allâh ile beraber olma şuurunda yaşayabilmenin lutufkâr neticeleridir. Bu bakımdan Allâh ile beraber olabilmek, kulluğun en yüce bir zirvesi ve zarûretidir.
Kanaatkâr olmak, Allah Teâlâ’nın verdikleriyle yetinmek güzel bir huydur. Açgözlülük insanı dünyada huzursuz ettiği gibi onu haksızlığa yönelteceği için ahretini de perişan eder.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dünya mü’minin zindanı, kâfirin de cennetidir.”[1]
Allah (c.c.) kullarını nasıl ve neye karşı ikaz ediyor? Allah'ın (c.c.) bu uyarısına karşı bizlere düşen görevler nelerdir? Neler yapmalı, nelere dikkat etmeliyiz?