Öfke hâli, insanın îtidâl ve istikâmetini muhâfaza etmekte zorlandığı, muvâzeneyi kaybedip adâletten kolayca sapabildiği anlardır.
Her işte olduğu gibi hizmette de itidale riâyet etmek, son derece mühimdir. Hizmet ehlinin, hizmet adına çoluk-çocuğunu, anne-babasını ve rızkını kazandığı işini bir kenara bırakıp ihmâl etmesi nasıl doğru değilse, bunları bahâne ederek hizmetten geri durması da aynı şekilde mahzurludur.
Allah ayetinde kinin adaleti engelleme yönüne özellikle dikkat çekmiş ve Müslümanları bu konuda uyarmıştır. Ayetin emri gereği Müslümanlar yakınlık, menfaat ya da kin gibi konular sebebiyle hiçbir zaman karşılarındaki kişi ya da topluluğa karşı adaletsizlik yapamazlar.
Evlatlar arasında adaleti gözetmekle ilgili Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) uyarısı...
Dışlanan her insan, muhalif ya da düşman safına destek veren bir konuma itilmiş demektir. Bunun yerine herkesi bir şekilde daire içinde tutabilmek, dirayetli bir liderlik ister.
Bir milletin istikbâlini önceden görebilmek kerâmet değildir. Zira gençlerin temâyüllerini seyretmek, bunu teşhis için kâfîdir. Her devrin gençliği kendi karakterine uygun bir şekilde enerjisini harcayabileceği ayrı bir heyecan âleminde yaşar. Bu yaşayış da bütün bir milletin âdeta nabzı olur. Başka bir ifadeyle her millet, gençliğinin his ve fikir dünyasına göre şekil alır.
âdil: 1. Adâlete uygun hareket eden, hakkı teslim eden, adâlet sahibi olan. 2. Hakka, adâlete uygun. adl: Adâlet. adlî umûr: Adâletle alâkalı işler.