Kendi orduları zevk-u sefâ içine batan ve ele geçirdiği esirleri acımasızca öldüren Hristiyan şövalyeler, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’in ve askerlerinin esirlere karşı tutumunu ve hallerini görünce, mahcubiyet duygusu, tüm zerrelerine işledi.
Bursevî Hazretleri şöyle buyurur: “Denilmiştir ki: «Eğer insanlar birbirini sevseydi ve karşılıklı muhabbet duysaydı, adâlete ihtiyaçları kalmazdı. Çünkü adâlet, muhabbetin yerine kaim olur. Muhabbetin olmadığı yerde adâlete ihtiyaç duyulur.»Yaratanʼdan ötürü bütün yaratılanları gönlüne sığdırabilenlere ne mutlu! İnsanın esas hüneri, kalbini bu genişliğe ulaştırabilmesidir.
Batı dünyasının "özgürlük", "hak" ve "hürriyet" kelimelerine verdiği anlam; "İslam", "Türk" ya da "Türkiye" kelimelerine denk geldiğinde bir anda değişiveriyor. Bugün yabancı basına baktığımızda bunun çok bariz örneklerini görmekteyiz. Bunun son örneği İngiltere'de, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden bir milletvekiline Yahudi karşıtı mesaj yazan kişiye bir ay hapis cezası verilerek uygulandı.
Bizler fakir-fukarâya acırız. Aslında en çok acınacak olanlar, işçisine zulmeden patronlar. Zira bugün çalışma hayatında yaşanan problemlerin büyük bir bölümü, işçi haklarına ehemmiyet göstermeyen patronların adaletsiz tutumlarından kaynaklanıyor.
İstanbul Müftülüğü 2006 yılından itibaren başta il genelinde görev yapan personele ve halka faydalı olması amacıyla yayınladığı Din ve Hayat dergisi bugün 22. sayısı ile ilmi yolculuğuna devam ediyor.
İnsanoğlu yaratılış itibârıyla tefekküre meyyâldir. Fakat insan aklını nefsânî hesapların dar hudutlarından kurtarıp hakka ve hayra yönlendirecek bir rehbere ihtiyaç vardır. En emin rehber ve kılavuz ise Allâh’ın kitâbı Kur’ân-ı Kerîm ve onun fiilî bir tefsîri olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir.