Çanakkale Zaferi’nin maddî silâhtan ziyâde îman kuvvetiyle kazanıldığının sayısız misâli vardır. Bunlardan biri olarak bu cepheye gönüllü katılmış yedek subay Muallim Hasan Ethem merhûmun şehîdlik mertebesine ermeden az evvel anasına yazdığı ve oradaki askerin hepsine şâmil mânevî iklîmi aksettiren mektubunun bir parçası...
Çanakkale Zaferi, böyle büyük kahramanların canları mukâbilinde bize sundukları bir muvaffakıyet ve hediyedir. Ve bu şanlı müdafaa harbinin her zafer hamlesinde aşağıdaki gibi bilinen ve bilinmeyen nice misâller mevcuttur.
Osmanlı Devleti, 1. Cihan Harbi'ne nasıl girdi? İş başındaki İttihat ve Terakki yönetimi neler yaptı?
Filistin’in ilk mazlûmu Abdülhamît Han’dır. Çünkü tahtından indirilişi, onun Filistin meselesinde yahûdî Teodor Hertzel’e mukâvemeti sebebiyle gerçekleşmiştir.
Ulu Hâkan II. Abdülhamit ahirete nasıl yolcu edildi dönemin tanıkları anlatıyor.
Çanakkale harbi esnâsında düşman donanmasının Marmara denizini geçebileceği endişesi ile tedbir olarak pâdişah ve hükûmetin Eskişehir’e nakli kararlaştırılmıştı. İşte bu durumda II. Abdülhamid Han çok yerinde bir karar alarak herkese âdeta tarihi bir ders verdi.
İttihat ve Terakkî idâresinin cehâlet ve hıyânetinin lâyıkıyla anlaşılıp takdîr edilebilmesi için, kiliseler meselesinin kısaca îzâhı zarûrîdir.
Memleketi yağmayla talan eden İttihat ve Terakkî erkânı, Sultan Abdülhamîd Hân’ın bertarafıyla rahatça kuruldukları mevkîlerde ülkeyi câhilâne bir sûrette idâre etmeye başlamışlardı. Yumuşak huylu bir pâdişah olan Sultan Reşad, kendilerinin elinde âciz bir kukladan farksızdı.
Sultan II. Abdülhamid Han, Hareket Ordusu'nun İstanbul'a gelerek kendisini tahttan indirmesinin ardından İttihat ve Terakkî’nin yaptığı yağma, zulüm, haksızlık ve benzeri aşırı derecede menfaatperestliğini görenler “ne bekledik, ne bulduk” dercesine yaşadıklarını anlatarak bir dönemin menfi hasletlerini âdeta dile getirmişlerdir.
Yahûdîler, Filistin’e göç edip yerleşmek gibi ilk nazarda mâsumâne görünen arzularının Sultan Abdülhamîd tarafından mutlak bir sûrette redde mahkûm olduğunu gördükten sonra, artık o büyük şahsiyeti bertaraf etmedikçe emellerine ulaşamayacaklarını düşündüler.