Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de başımıza gelen belalardan sebep hiçbir zaman ümitsizliğe düşmemeyi ifade sadedinde şöyle bir örnek veriyor.
Hazreti Mevlânâ “hâl, sârî” yani “insandan insana geçici” olduğundan; iyi insanla beraberlik iyi tesire, kötü insanla beraberlik de kötü tesire mâruz kalmaya sebep olduğunu anlatıyor.
Dostlar, acı da olsa hakîkati söylemeye çalışır. Dostunun kalıcı bir zarar görmesindense geçici olarak kırılmasını tercih ederek, doğruları söylemekten vazgeçmez. Mevlânâ, başka beyitlerinde kendisine danışmak isteyen birine, yardımcı olamayacağını söyleyen bir kişinin dilinden bu hakîkati ifade ediyor.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Münafıklarla dost olmanın uğursuzluğu, mü’mini de onlar gibi çirkinleştirir ve âsî kılar.” (c.2, 2892) sözleriyle ifade ediyor.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Gönül, her dosttan bir gıda alır. Gönül, her bilgiden bir mânevî zevk, bir safa, bir arınma elde eder.” (c.2, 1089) ifadesiyle dost olacağımız kimseyi iyi seçmemiz gerektiğini söylüyor.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Kimin bir ölüye, yâni fânî bir varlığa sevdâsı varsa, o sevdâyı canlı ve diri varlığa kavuşmak için besler. Böylece fânî bir varlığı sevmek, aşka bir köprü olur da, onu ilâhî sevgiye ulaştırır.” (c.3, 545) der.
"Hiçbir şeyin fayda vermeyeceği o gün"de senden altın ve gümüş isteneceğini sanma!.. O gün, tek geçer akçe, Allâh’ın huzuruna takdim edilen, selîm (arınmış) bir kalptir.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Evlâdım; her kimi Allâh tâlibi (Allâh’ı isteyen) görürsen, onun dostu ol, onun önünde saygı ile eğil!” sözleriyle bizi nefis savaşını kazananların yanına, Allâh dostlarının yanına çağırıyor.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Her şeyi anlayan, idrak eden akıl bile, dostların ayrılığı ile yayı kırılmış okçu gibi şaşırır, kalır.” (c.3, 3693) diyerek aklın şaşkınlığını bize anlatıyor.
Kötülüklere sürüklenenleri mazur gören olgun, gönül insanlarını Hazreti Mevlânâ Mesnevi'de; "öyle insanların içinde sana da yer vardır" diye anlatıyor.