YAKLAŞ VE ARIN, ARIN VE YAKLAŞ

Bu âlemde zerreden kürreye kadar ne varsa, hepsi ilâhî bir sanat hârikasıdır. Her tarafta insan idrâkine sunulan sayısız hikmet tecellîleriyle kâinât, âdeta ilâhî kudret nakışlarının bir sergi salonu gibidir.

Kâinât; yaratılışı, nizâmı ve âhengiyle, düşünen insanlar için mühim bir ibret vesîlesidir. Bunu ifâde eden pek çok âyet-i kerîme vardır. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

Üstlerindeki semâya bakmazlar mı ki onu nasıl binâ etmiş, süslemişizdir; onda hiçbir çatlak da yoktur. Yeryüzüne de bakmazlar mı ki onu nasıl döşedik, ona sağlam dağlar attık ve onda gönül açan her çiftten bitkiler yetiştirdik ki temâşâsına doyum olmaz. (Bütün bunları) Allâh’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak için ve ona ibret vermek için yaptık.” (Kaf, 6-8)

Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerleştirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetiştiriyor. Sonra onlar kurur da sapsarı olduklarını görürsün. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar. Şüphesiz bunlarda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.” (ez-Zümer, 21)

Toprağın üstünde kalan su, insanlara hizmet eder. Onların yiyeceğinde, içeceğinde, temizliğinde ve muhtelif ihtiyaçlarının giderilmesinde kullanılır. Bu yüzden zaman zaman kirlenir. Fakat Cenâb-ı Hak onu muhteşem bir nizâm ile temizleyip tekrar kullarına ikrâm eder.

Mevlânâ Hazretleri, suyun tahavvülât mâcerâsını tefekkür etmemizi isteyerek şöyle buyurur:

Arılığı-duruluğu kalmayınca, yani çamurlanıp bulanınca, su da bizim gibi yeryüzünde kirlendiği için huzursuz olur, şaşırıp kalır… İçten içe feryâda ve Hakk’a yalvarmaya başlar. Bu feryatlar ve yalvarışlar üzerine Cenâb-ı Hak onu buharlaştırıp göklere alır. Orada çeşit çeşit yollara sürerek tertemiz eyler. Sonra da bâzen yağmur, bâzen kar, bâzen de dolu hâlinde yeryüzüne yağdırır. Nihâyet onu engin bir denize ulaştırır.

Her mevsim şahit olduğumuz bu tabiî hâdiseyi nakleden Hazret-i Mevlânâ, insana îmâ yoluyla:

Suların semâda temizlendiği gibi sen de Cenâb-ı Hakk’a yaklaşarak kalbini bütün kirlerden arındır! Böylece sen de yağmur gibi ol; bereket ve rahmet saç!” telkîninde bulunmaktadır.

Öte yandan, kâinâtın yaratıldığı andan itibâren sürüp giden âhenkli seyri, hiç aksamayan nizâmı ve iç içe sonsuz hikmet ve esrârı, her şeyin, tek ve sonsuz bir kudretin eseri olduğunu idrâk etmeye kâfîdir.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Tefekkür, Erkam Yayınları, 2013, İstanbul

PAYLAŞ:            

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle