Suriyeli Aye Türkiye'de Şifa Buldu

Suriye'nin İdlib kentinde ailesiyle çadırda yaşayan ve kalbinde doğuştan rahatsızlık bulunan 2 yaşındaki Aye, tedavi için getirildiği Türkiye'de yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu.

Suriye'nin İdlib kentinde ailesiyle çadırda kalan ve kalbinde rahatsızlık bulunan 2 yaşındaki Aye, Türkiye'de gerçekleştirilen ameliyatla şifa buldu.

Anadolu Ajansının, Suriye'nin Hama kentindeki rejim saldırılarından ailesiyle İdlib'e sığınan ve kalbindeki rahatsızlık nedeniyle sürekli kriz geçiren küçük Aye'nin hikayesini haberleştirmesinin ardından tedavisi için başlatılan girişimler kapsamında annesi Sevre Resle Muhammed Um Rahaf, babası Muhammed Halil El Yusuf ve 5 yaşındaki ablası Rahaf El Yusuf ile Türkiye'ye getirilen küçük Aye, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde tedavi altına alındı.

Geçtiğimiz günlerde anjiyosu gerçekleştirilen ve kalbinde delik olduğu belirlenen Aye ameliyat edildi.

Bir süre yoğun bakımda tutulan Aye, hastanenin Kalp Damar Cerrahisi Bölümünde normal odaya çıkarılarak takip altına alındı.

"HİÇBİR SIKINTIMIZ YOK"

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Uğur Göçen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ramazan Bayramı öncesi savaş ortamından çıkarılarak getirilen Aye'nin yapılan tetkiklerin ardından tedavisine başlandığını hatırlattı.

Aye'nin ameliyata alındığını aktaran Göçen, şöyle devam etti:

"Kalpteki büyük deliği kapatarak çocuğumuzu sağlıklı bir duruma getirdik. Şu an takiplerinde de herhangi bir sıkıntı yok. İnşallah bundan sonraki süreçlerde de böyle olur. Bu delik normalden biraz daha büyüktü, akciğere giden damara yüksek bir basınç uyguluyordu. Hasara neden olabilecek duruma doğru bir gidiş vardı, sınırda bir pozisyondaydı. Bu patoloji erken zamanda fark edilip kapatılarak hastanın sağlığına kavuşmasında faydalı oldu. Şu anda takiplerinde hiçbir sıkıntımız yok."

Göçen, Aye'nin kalbindeki deliğin kapatılmasının ardından daha hızlı bir gelişim göstereceğini, yaşıtları gibi koşup, oynayabileceğini sözlerine ekledi.

"KIZIMIN ŞU AN SAĞLIĞI GERÇEKTEN İYİ"

Anne Sevre Resle Muhammed Um Rahaf da kızının sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu belirtti.

Türk Kızılayına ve Cumhurbaşkanına teşekkür eden anne Rahaf, "Çocuğumun iyi olduğunu, tedavi olduğunu görmek çok başka bir duygu. Çok şükür bize çok destek oldular, her şeyimizle ilgilendiler. Kızımın şu an sağlığı gerçekten iyi." dedi.

Baba Muhammed Halil El Yusuf da kızının sağlığına kavuşması için seferber olan Türk yetkililere teşekkür etti.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.