Söz Ahlakı ve Sosyal Medya

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 15.05.2026 tarihli Cuma hutbesi, “Söz Ahlakı ve Sosyal Medya” başlığıyla yayımlandı.

“Söz Ahlakı ve Sosyal Medya” başlığıyla yayımlanan bu haftaki Cuma hutbesinde; güzel sözün önemi, dijital mecralarda söz ahlakı ve müminin konuşma adabı ele alınıyor.

İşte 22.05.2026 tarihli cuma hutbesinin tam metni...

SÖZ AHLAKI VE SOSYAL MEDYADA MÜMİN DURUŞU

Muhterem Müslümanlar!

Söz, insanın iç dünyasını dışarıya yansıtan aynasıdır. Güzel bir söz; yaralı kalpleri iyileştiren merhem, kurumuş gönülleri yeşerten can suyudur. Hoş bir kelam; ruhu ilmek ilmek işleyen zarif bir nakış, hataları incitmeden düzelten nazik bir hitaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Gönül alıcı söz, sadakadır.[1]

Aziz Müminler!

Sözün tesiri, sesin yüksekliğinde değil; samimiyetin derinliğinde, üslubun inceliğinde gizlidir. Evet, en yakınımıza dahi sesimizi duyuramıyorsak, akrabalarımızla ortak paydada buluşamıyorsak, komşularımıza ulaşmaya bir yol bulamıyorsak, bunun sebeplerinden biri de konuşma usulümüzdür. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), mümini şöyle tarif etmektedir: “Mümin; insanları karalayan, lânet eden, kaba ve kötü sözlü, hayâsız birisi değildir.”[2]

Kıymetli Müslümanlar!

Gönül kapıları, içeriden açılan kilide benzer; o kilidin yegâne anahtarı ise yumuşak bir sözdür. Kur’an-ı Kerim’de, “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler; yoksa şeytan aralarına girer. Kuşkusuz şeytan, insanların apaçık düşmanıdır”[3] buyrulmaktadır. Bu sebeple; yuvasında huzur arayan, dilini zarafetle süslesin. Evladına ulaşmak isteyen, önce onun gönlüne bir çift tatlı kelamla misafir olsun. Saygınlık bekleyen, dilini doğrulukla mühürlesin. Berekete nail olmak isteyen, sözüne dürüstlük katsın. Hâsılı, Allah Resûlü (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Allah’a ve ahiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.”[4]

Değerli Müminler!

Söz ahlakının en çok ihlal edildiği alanların başında dijital mecralar gelmektedir. Kimi insanlar, sanal kumar ve uyuşturucu madde gibi bağımlılıklarla; kimileri de şiddete sevk eden dijital oyunlar aracılığıyla kötülüğün günden güne yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Kimi insanlar; kimliklerini gizleyerek kalp kırmayı, başkalarının şahsiyetine, şeref ve haysiyetine dil uzatmayı marifet saymaktadır. Kimileri de yalan haberler ile toplumun sinesine fitne ve fesat tohumları ekmektedir. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: “İnsanın yanında, söylediği her sözü kaydeden bir melek mutlaka hazır bulunur.”[5]

Aziz Müslümanlar!

Bizler, teknolojik imkânlarla gelen tehlikeleri, fırsatların arkasına gizlenmiş sinsi tuzakları fark edebilirsek, sanal âlemin zararlarını asgari düzeye indirebiliriz. Dijital teknolojileri, etik değerlerimizi gözeterek kullanabilirsek, kültürümüzle bağdaşmayan söz ve içeriklerden kendimizi ve ailemizi muhafaza edebiliriz.

Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Faydasız söz ve davranışları terk etmesi, kişinin iyi bir Müslüman olduğunun göstergesidir.”[6]

Dipnotlar:

[1] Buhârî, Cihâd, 128.

[2] Tirmizî, Birr, 48.

[3] İsrâ, 17/53.

[4] Buhârî, Edeb, 31.

[5] Kâf, 50/18.

[6] Tirmizî, Zühd, 11; Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, 1.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.