Şeytandan Korunmak İçin Ne Yapmalı?
Abdullah Sert Hocaefendi, şeytanın tuzaklarından korunmanın yollarını; namaz, Kur’an, zikir, istiğfar ve Allah’ı daima hatırda tutmanın mümin hayatındaki önemini anlatıyor.
Şeytanın vesvese ve tuzaklarından korunmanın yolları; namaz, Kur’an, zikir, istiğfar, ihlâs ve Allah’ı daima hatırda tutmanın mümin hayatındaki önemi.
ŞEYTANIN TUZAKLARINDAN NASIL KORUNURUZ?
Şeytan sizin düşmanınızdır. Siz de onu düşman edinin, diye Cenâb-ı Hak düşmanımızı bize açıkça bildiriyor. Peki, bundan nasıl korunacağız?
En başta namazı huşû ile kılmak geliyor. Ne kadar namazlarımızı huşû ile kılarsak, inşallah şeytanın tuzaklarından kurtulmaya o manada muvaffak olmuş oluruz. Kur’ân-ı Kerîm’i huzurla tilavet etmek, tefekkür etmek; aynı şekilde zikir de şeytana karşı en önemli silahımızdır.
Hatta gerçekten bir hadis-i şerif var, biliyorsunuz. Ezan okunduğu zaman, diyor Resûlullah Efendimiz, Allah ismini duyduğu için şeytan o nidâyı duymamak amacıyla, duyulmayacağı yere kadar kaçar. Hatta hadis-i şerifte böyle geçiyor: "Yellenerek kaçar." diyor.
Evet, yani şeytanı yakacak tek şey Allah demek. Çünkü insan Allah deyince zaten ilâhî nizamın içine kendini sokmaya gayret eder. Dolayısıyla
- namazlarımızı huşûyla kılmak,
- Kur’ân-ı Kerîm’i mânâsını tefekkür ederek okumak,
- tedebbür ederek okumak,
- sabah akşam zikirlerine devam etmek,
- ihlâs sahibi olmak,
- hele hele sâlihlerle beraber olmak,
- helâl lokmaya çok dikkat etmek,
- sürekli istiğfar ve tövbe hâlinde olmak; daha çok bizi şeytanın her türlü desisesinden, dışarıdan gelen telkinlerinden koruyacak siperler sayılacaktır.
Bakın, burada gördüğümüz gibi şeytandan korunmak için İslâm’ın kalesi içine girmek gerekiyor. İslâm’ın kalesinin içinde de bu güzellikler var: Namaz var, Kur’ân var, zikir var, sâlihler topluluğu var, helâl lokma var, sürekli istiğfar ve tövbe var.
Evet. Tabii, şeytanın en büyük korkusu da, buyuruluyor, Allah’ı çokça zikreden, sürekli muhasebe yapan mümindir. Kendini devamlı hesaba çeken, sonra Rabbini hep sesli veya sessiz; bulunduğu her konumda, ticaret yaparken, yolda yürürken, aile hayatında, yazarken, çizerken, arabasını kullanırken, kısacası nefes alıp verdiği her yerde ilâhî gölgenin altında, ilâhî murakabenin altında yaşayan insan, gerçekten şeytanı korkutan insandır. Çünkü o zaman yaklaşamıyor.
Bakıyor ki hep donanımlı, hep hazır. Sadece Allah diyor. Oysa Allah’ın düşmanı olarak, "Ben buraya nasıl gireceğim?" diye fırsat bekliyor. Onun için ona kapı açmamak adına Cenâb-ı Hakk’ı daima hatırlamak gerekiyor.









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!