Sakın Beşincisi Olma!

Peygamberimizin (s.a.s.) en büyük mucizesi neydi? Onun “Beşincisi olma helak olursun.” sözünü nasıl anlamalıyız?

Hak dostu sufiler tasavvuf anlayışlarını şer’î ilimler üzerine bina etmişler, ilme ve âlimlere büyük değer vermişlerdir. Nakşî büyükleri için kullanılan “Hâce” kelimesi Türkçede hoca manasına gelir, bu da şeyhlerin büyük çoğunluğunun İslami ilimlerde behre sahibi birer âlim olduğunu gösterir. Nakşî meşayihi sağlıklı bir tasavvufi hayatın devamı için bugün de dini ilimleri desteklemeye devam etmektedirler. Dün tekkenin yanında medrese inşa eden Nakşî büyükleri, bugün de Kur’an kurslarına, imam hatiplere, ilahiyat fakültelerine ve hafızlık kurumlarına destek olmaktadırlar. Bunun da ötesinde kendi evlatlarını bizzat bu okullarda okutmaktadırlar, zira sufilere göre mal vermek yerine göre kolaydır, esas can vermek, yani canımız olan çocuklarımızı bu okullara yönlendirmektir. Zira gençlik Kuran ile buluşamaz ise bu onların can damarlarının kesilmiş olması demektir, bu sebeple din düşmanları en çok İslami eğitim veren okullar ile uğraşmışlardır. İmam-ı Rabbânî Hazretleri de bu hususta son derece dikkatli davranmış ve müritlerine yazdığı mektuplarda İslami ilimleri öğrenmeyi, dini eğitim kurumlarına destek olmayı tavsiye etmiştir. Muhammed Muvaffak adlı bir seveni İmam-ı Rabbânî’ye bir miktar para göndererek, bunu medrese öğrencilerine, kalanını da tekkedeki dervişlere dağıtmasını istemiştir. Bu sıralamada ilim taliplerinin öne alınması İmam’ın hoşuna gitmiş ve ona cevaben yazdığı mektupta bunu şöyle ifade etmiştir:

“Allah Teâlâ, Peygamberlerin Efendisi hürmetine, din düşmanlarına karşı olan mücadelenizde yardımcınız olsun! Dervişlere iltifat dolu mektubunuzu okumakla şereflendim. İlim öğrenen talebelere ve tasavvuf yolunda çalışan gençlere sarf edilmek üzere bir miktar para gönderdiğinizi yazıyorsunuz. İlim öğrenen talebeleri, tasavvuf yolunda ilerlemeye çalışan müridandan önce yazdığınızı görünce çok sevindik. İlim talebesini ileride tutmak ve onları önce zikretmek, şeriatı yüceltmek anlamına gelir. Zira onlar dinin bekçileridir. İslam şeriatı ve Mustafa’nın getirdiği din onlar sayesinde ayakta durmaktadır.” (48. Mektup)

İMAM RABBANİ’YE GÖRE EN BÜYÜK HAYIR

İmam Rabbani’ye göre en büyük hayır dini eğitim kurumları açmak, onların ihyası için uğraşmaktır. Fakirlere aş evi açmak, kuyu açmak bunların hepsi güzeldir ama bunlar insanın dünya hayatında fayda verir, eğer bu yardım yapılan beldelere Kuran eğitimi götürülemiyor ise infaklarımız eksik olmuş olur. İmam-ı Rabbânî Kur’an eğitimi yolunda sarfedilen infakların hayrılar içinde en üstün olduğunu şöyle anlatır:

“En kıymetli ibadet, insanlara yapılacak en büyük iyilik, İslam’ın ahkâmının öğrenilmesine, yapılmasına çalışmak, onun yaşanmayan hükümlerini tekrar canlandırmaktır. Bilhassa şu zamandaki, İslamî esaslar yıkılmaya terkedilmiştir. Bu zamanda, Allah Teâlâ’nın emirlerinden bir tanesinin yerine getirilmesine sebep olmak, binlerle, milyonlarla (lira) sadaka vermekten daha sevaptır. Çünkü dinin esaslarını ayağa kaldırmak, Peygamberlere uymak, onların vazifesine ortak olmaktır.” (48. Mektup)

PEYGAMBERİMİZİN EN BÜYÜK MUCİZESİ

Son zamanlarda imam hatip okulları, hafızlık ve seçmeli din dersleri manevi hayatımıza yeni bir canlılık kazandırmıştır. Ayasofya Camisi’ni açmak ne kadar önemli ise bu mabetleri ihya edecek, şer’î ilimlere vakıf hafızlar, âlimler yetiştirmek de o kadar ehemmiyetlidir. Hele bu mücadeleye toplumun her kesiminden insanların özellikle de devlet ricalinin katılımı ayrı bir öneme sahiptir. Peygamber Efendimizin en büyük mucizesi asırlara ışık tutacak, dünyanın her köşesini aydınlatacak Kuran muallimlerini yetiştirmesidir. Allah Rasûl’ü Ashab-ı Suffe’nin üzerine titremiş, vaktinin büyük çoğunluğunu onları yetiştirmeye adamıştır. Onun yetiştirdiği muallimler sayesinde Kur’an’ın nuru kısa zamanda tüm dünyaya yayılmıştır.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Taif’de kendini taşlayan ayaklarını kanatan, müşriklere beddua etmemiştir. Aynı şekilde Uhud’da dişi kırıldığı, yüzü yaralandığı halde: “Ey Rabbim! Kavmime hidayet et, çünkü onlar gerçeği bilmiyor” diye hayır dua etmiştir. Ama mesele Kuran ehli sahabesinin şehit edilmesine gelince Peygamberimiz tamamen farklı bir tavır takınmış, Bir-i Mauna diye bilinen ve yaklaşık 70 kurranın şehit edildiği hadisede bu ihaneti yapanlara kırk gün boyunca sabah namazından sonra beddua etmiştir.

Müslüman milletleri ayakta tutacak olan onların Allah’ın Kitabına ve Peygamberinin sünnetine sımsıkı sarılmalardır. Bu sebeple olsa gerektir ki, Cumhuriyet döneminde gerek dindar görünen, gerekse de dine karşı gözüken menfi hareketlerin tümü ittifakla İmam Hatip okullarına karşı olmuşlar, bu okulların kapatılması için ellerinden geleni yapmışlardır. Hamdolsun ki milletimiz bu okullara sahip çıkmış, nice güzel insanlar bu okullardan mezun olmuşlardır. Bugün üstümüze düşen aynı şekilde bu okullara sahip çıkmak, evlatlarımızı bu okullarda okutmaktır. Bazı kardeşlerimiz bu okullarda kalitenin düştüğü şikâyetinde bulunmaktadır ki eğer böyle bir iddia doğru ise bu bizim, söz konusu okullara olan alakamızın düşmesindendir.

İbn Ataullah İskender Hazretleri: “Allah’ın yanındaki kıymetini bilmek istersen sen Rabbine kalbinde verdiğin yere bak” der. Rabbimize, onun Yüce Kitabına, şeriatına önem verenler çocuklarını bu eğitimden mahrum etmezler. Dine az ehemmiyet verenler ise çocuklarını sadece dünya menfaati için önemli olan okullara gönderirler. Bu hususta özel dersler aldırırlar, ama mesele Kur’an-ı Kerim’i öğrenmeye gelince birkaç haftalık cami kurslarını yeterli görürler. Tabii ki düzgün bir Kuran eğitimi aldıktan sonra çocuklarımızı dünya açısından avantajlı olan okullara da göndermemiz mümkündür. Aslında yüce dinimiz din ile dünyayı birbirinden ayrı tutmaz, İslam’a ve Müslümanlara hizmet amacı ile dünyevi bir bilimi öğrenmek ahret yatırımı haline gelirken, sırf dünyalık için dini ilimleri öğrenmek ancak dünyalık bir amel olmaktadır. Netice olarak Allah katındaki değerimiz bizim O’nun Yüce Kitabına verdiğimiz kıymet kadardır.

BEŞİNCİSİ OLMA HELAK OLURSUN

Ne acıdır ki bugün bazı tarikat erbabı İslami ilimleri kışır ilimleri diye küçümsemekte, ulemayı da zahir uleması diye önemsizleştirmektedir. Zaten bu tür ilimden uzak yollar da bir süre sonra sapıtmakta ve yok olup gitmektedirler. Bu hususta Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şu hadisini asla unutmayalım: Ya âlim ol, ya talebe ol, ya dinleyenlerden ol yahut bunları sevenlerden ol, beşincisi olma helak olursun.” (Taberani) Yüce Rabbimiz bizi yukarıdaki dört grubun hepsine ilhak eylesin. Bildiğimizin öğreteni, bilmediğimizin öğreneni, dinleyeni ve seveni olalım. Âmin.

Kaynak: Süleyman Derin, Altınoluk Dergisi, Sayı: 425

KÜÇÜK YAŞLARDA KUR'AN ÖGRENMENİN FAZİLETİ

Küçük Yaşlarda Kur'an Öğrenmenin Fazileti

KUR'AN OKUMANIN FAZİLETLERİ

Kur'an Okumanın Faziletleri

KUR'ÂN-I KERİM OKUMANIN FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER

Kur'ân-ı Kerim Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.